Ana Sayfa Yazılar 1.05.2021 173 Görüntüleme

Ekonomide Finansal (Mali) Sistemdeki Bankacılığın Önemi.

ESİN KILIÇ

Mali Müşavir

Bir ekonomide mali sistemi tasarrufların aktarılma biçiminden hareketle, kredi piyasası (dolaylı finansman) ve menkul kıymet piyasası (doğrudan finansman) olarak sınıflandırılır. Dolaylı finansmanda, fon sunanlar belli bir getiri karşılığında ellerindeki fonları bir mali aracı kuruluşa (banka) vermekte ve fon ihtiyacı olan kesimlere dağılımı aracı kuruluşun değerlendirmelerine dayalı olarak gerçekleşmektedir. Doğrudan finansman söz konusu olduğunda ise,   fon ihtiyacı olanlar, bu ihtiyaçlarını ifade eden bir belge (menkul kıymet) karşılığında doğrudan fon sunanlardan kaynak sağlamaktadırlar.

Tasarruf sahiplerine, (hane halklarının yanı sıra bazı şirketler) “fon fazlası olan grup”  şirketler ve kamu kesimi grubunu da, “fon açığı olan grup” olarak adlandırmak mümkündür. Bu çerçeve içinde fon fazlası olanlardan fon açığı olanlara doğru belli koşullarda bir fon transferi gerçekleşmektedir. Fon fazlası olanlar fonlarını ödünç verdiklerinde faiz gibi bir getiri isteyeceklerdir. Fon açığı olanların ise, borçlandıkları fona karşılık, faiz ödemeye razı olmaları beklenecektir.

Doğrudan fon aktarımı mekanizmasında, herhangi bir aracı olmadan fon talep edenler, fon fazlası olanlardan borçlanarak veya sermayeye katılım sağlayarak kaynak temin etmektedirler.

Böyle bir mekanizmanın çalışması iki tarafın birbiri hakkında bilgi sahibi olmalarını ve karşılıklı güveni gerektirmektedir. Dolayısıyla karmaşık bir ekonomide doğrudan fon aktarımı çok sınırlıdır. Zaman içinde gelişen mali aracılık sistemi iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. İlkinde, yatırım bankaları aracılık işlevini üstlenerek fon isteyen şirketlerin mali kaynaklarını tasarrufçulara yönlendirmeleri söz konusu olmaktadır. Yatırım bankalarının fonksiyonu düz aracılık olup bu hizmetler karşılığı bir komisyon elde etmektedirler. Riski alınan tasarruf sahibinin muhatabı yatırım bankası değil, fonu kullanan şirkettir. Yatırım bankacılığının omurgasını oluşturduğu bu aracılık mekanizmasına “dolaysız mali aracılık” denmektedir. Ticari bankacılığın gerçekleştirdiği alternatif aracılık sistemi “dolaylı mali aracılık” olmaktadır. Ticari bankacılıkta, tasarruf sahipleri birikimlerini mevduat olarak ticari bankalara yatırırlar, ticari bankalar da topladıkları mevduatı rezerv ayırdıktan sonra kredi olarak fon ihtiyacı olanlara kullandırırlar. Banka fon aktarımında, bir tür mali kaynak olan mevduatı başka bir kaynak olan krediye dönüştürür.

Ticari bankacılığa konu olan mali işlemler dolaylı finansman, yatırım bankacılığına konu olan işlemler ise doğrudan finansman olarak ifade edilmektedir.

Mali Piyasaların Sınıflandırılması

  Kısa Vade Uzun Vade
Dolaylı Mali Aracılık (Ticari Bankalar) Kredi Piyasası Kredi Piyasası
Dolaysız Mali Aracılık (Yatırım Bankaları) Para Piyasası Sermaye Piyasası

 

Bankalar ve diğer mali kurumlar tasarrufların üretken yatırımlara aktarılmasına aracılık etmektedirler. Bankalar ve mali kurumların asli fonksiyonu budur. Fakat Türkiye gibi enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde bankalar ve diğer mali kurumlar bu asli fonksiyonlarını minimize ederek tamamen yüksek faiz ve yüksek enflasyon ortamından faydalanmayı tercih etmektedirler. Topladıkları mevduatları risk unsuru taşıyan fakat uzun vadede ekonomik büyümeye reel katkısı olacak kredilere aktarmak yerine, yüksek faiz getirisi olan devlet tahvili ve bono gibi finansal araçlara yatırmayı tercih etmektedirler. Bankalar özellikle bu dönemlerde devlet tahvili, bonolardan faiz geliri elde etmektedirler.

Finansal piyasalar güvenilirlik esasına göre çalışmaktadır. Söz konusu piyasalardaki bir güven eksikliği bütün tasarruf sahiplerinin paralarını birden çekmesine ve bu piyasanın çökmesine neden olabilir. Dolayısıyla bu piyasalarda güvenilirliğin sağlanmasında devletin etkin denetleme görevini kusursuz bir şekilde yerine getirmesi şarttır. Ard arda finansal ve bankacılık krizleri yaşayan Türkiye’de bu piyasalarda etkin denetleme görevinin yapıldığı söylenemez. Dolayısıyla güvenilirlik tasarruflara devlet tarafından %100 geri ödeme garantisi verilerek kısmen sağlanabilmektedir. Bu garantiye rağmen bu piyasalardaki çarpıklığın ve kırılganlığın büyüklüğü sebebiyle belli aralıklarla finansal krizler yaşanmaktadır.

Piyasada güvenilirliğin tesisinde esas olarak, kanuni altyapının da denetleme kadar vurgulanması gerekmektedir. Güvenilirlik öncelikle sağlıklı bir kanuni altyapı, olumlu makro ekonomik durum ve en sonunda en etkin denetleme mekanizması ile tesis edilmektedir.

Sonuç olarak finansal piyasalar, ekonomik büyüme için gerekli ve son derece önemli olan fon akımının sağlandığı piyasalardır. Bu piyasalarda ellerinde fon fazlası olanlar bu fon fazlasını ya finansal aracılar (banka, sigorta şirketleri ya da emekli fonları) kanalıyla ya da doğrudan finansal piyasalar kanalıyla ekonomik faaliyetlerini sürdürmek için fon ihtiyacı içerisinde olan kişi ya da kurumlara aktarmaktadırlar. Finansal piyasalar üretken yatırım olanaklarına sahip olmayan insanlardan, söz konusu olanaklara sahip olan insanlara fon akımını sağlayarak ekonomi genelinde daha yüksek bir üretim ve verimliliğe katkıda bulunurlar. Bu açıdan üstlendikleri görev son derece önemlidir.

Saygılarımla,

Esin KILIÇ SMMM

Yorumlar