Ana Sayfa GENEL 4 Ekim 2020 329 Görüntüleme

Yargıtay’dan Evlenene Tazminat Hakkının Verilmesine Dair Karar.

9. Hukuk Dairesi         2016/18653 E.  ,  2020/6461 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hüküm, süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 07.05.2009 tarihinden itibaren sosyal işler sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, 03.06.2013 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, davacının 03.06.2013 tarihinde işyerine kurum içi evlilik nedeni ile istifa ediyorum ibaresini içeren bir dilekçe vermek zorunda bırakıldığını ve işten çıkarıldığını, ancak davacının istifa etmediğini, davalı şirkette geçerli olan ve fiilen uygulanan yönetmelik ile evli çiftlerin veya akrabaların aynı iş yerinde çalışmasının yasaklandığını, ancak davacının istifa etmediğini, davacıyı defalaraca işten ayrılması gerektiği şeklinde sürekli uyardıklarını, en sonunda baskılara dayanamayarak dilekçeyi vermek zorunda kaldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin herhangi bir baskı ya da zorlama olmadan kendi hür iradeleri ile evleneceğini gerekçe göstererek sona erdirdiğini, evlilik için istifa etme isteğinin müvekkili şirket tarafından saygıyla karşılandığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı işyerinde sosyal işler sorumlusu olarak çalıştığı, işyeri kuralları gereği şirket içerisinde evli çiftlerin istihdam edilmediği, davacının fesih bildiriminden önce o tarihlerde davalı şirkette alışan … ile sözlendiği ve fesihten sonra 18/09/2013 tarihinde evlendiği hususlarında bir ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın davacının evlilik öncesinde iş akdinin feshine işveren tarafından zorlanıp zorlanmadığı noktasında toplandığı, 09/05/2013 tarihli fesih bildiriminde, davacının şirket içi evlilik nedeniyle işten ayrılacağını belirterek gereğinin yapılmasını talep ettiği, gereğinin yapılması yönünde ayrıca bir talepte bulunması ve şirket içi evlilik nedeniyle işten ayrılacağını belirtmiş olmasının, davacının dilekçesinin evlenene kadar işleme konulmayacağı sözü üzerine yerine işçi bulunabilmesi amacıyla dilekçe verdiği iddiasını desteklediği, fesih bildiriminin verildiği 09/05/2013 tarihinde, davacının sözlenmiş olduğu …’ın şirketin işçisi olduğu, her ne kadar … ’ın iş sözleşmesinin, 29/05/2013 tarihinde şirketin servis ihalesi kapsamında bir firma tarafından verilen teklifi başka bir firmaya ilettiği iddiasıyla feshedilmiş ise de bu feshe ilişkin açılan işe iade davasında verilen Gebze 1. İş Mahkemesinin 2013/469 E. 2015/424 K. sayılı gerekçeli kararında, söz konusu eylemin, davalı şirketçe 27/05/2013 tarihinde öğrenilmiş olduğu, buna göre davacı …’ın, fesih bildirimini yaptığı tarihteki şartlara göre şirket içi evlilik nedeniyle evlilik tarihinde işten ayrılıp kıdem tazminatı alma imkanı varken, evlilik nedeniyle ayrıldığını belirterek 4 ay öncesinde işten ayrılacağını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının evlendiği …’ın gizli kalması gereken teklifi davacı …’dan öğrendiği belirtilmiş ise de davalı şirket tarafından bu konuda davacı hakkında herhangi bir araştırma yapıldığı ya da anılan eylemden sorumlu olduğu hususunda bir iddiada bulunulmadığı, aksine fesihten sonra, davalı işveren yetkililerinin, davacı hakkında iş bulması için olumlu görüş bildiren e-posta yazışmalarında bulunduğu, davacının amiri konumundaki … baskısı üzerine fesih bildiriminde bulunmak zorunda kaldığı, bu nedenle fesih bildiriminin geçerli olmadığı ve sözleşmenin davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında davacının kıdem ve ihbar tazminatını hak edip hak etmediği hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde “kurum içi evlilik nedeniyle istifa ediyorum” ibaresinin içeren dilekçe vermek zorunda bırakılarak işten çıkartıldığını iddia etmiş, davalı ise cevap dilekçesinde davacının evleneceğini bildirerek 03.06.2013 tarihinde uygulanması talebiyle 09.05.2013 tarihli istifa dilekçesi sunduğunu savunmuştur.
Davacının 18.09.2013 tarihinde evlendiğine dair taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Dosyada, bulunan davacı tarafından İnsan Kaynakları Müdürlüğü’ne hitaben yazılan 09.05.2013 tarihli istifa dilekçesinde “07.05.2009 tarihi itibarıyla çalışmakta olduğum sosyal işler sorumlusu görevinden kuruluş içi evlilik nedeniyle 03.06.2013 itibarıyla istifamın kabulünü ve gereğinin yapılmasını arz ederim” belirtildiği, dilekçenin aynı tarihte davacının amiri konumundaki … tarafından “uygundur’ şeklinde onaylandığı anlaşılmaktadır.
Davacı asil 26.06.2015 tarihli duruşmada istifa dilekçesi hakkında, “Bana göstermiş olduğunuz 09/05/2013 tarihli istifa dilekçesindeki yazılan ve imza bana aittir. Bu dilekçeyi insan kaynakları müdürümüz olan …’a aynı işyerinde teknisyen olarak çalışan Şendoğan Erdoğan ile sözlendiğimizi ve evleneceğimizi söyleyince Şendoğan ile evlendiğim takdirde aynı işyerinde birlikte çalışamayacağımızı, evlenince istifa etmem gerektiğini, ama sen evlenene kadar yerine eleman alabilmemiz için istifa dilekçeme ihtiyacı olduğunu, bunu şirket merkezine gönderip personel talebinde bulunacağını ifade etmesi üzerine sen istifa dilekçesine bir tarih yaz ama bu tarihi evlendiğin tarihe kadar değiştiririz, sorun olmaz, evlilik gerçekleşene kadar çalışmana devam edebilirsin demesi üzerine ben bu dilekçeyi yazıp kendisine verdim. Bu arada ben bu dilekçeyi verdikten sonra evlendikten sonra kendime yeni bir iş bulmak için iş arıyordum. Şirkette de çalışmaya aynı zamanda devam ediyorum. İstifa dilekçemde belirttiğim 03/06/2013 tarihi sabahı müdürümüz … beni çağırmış, yanına gittiğimde benim tüm çıkış işlemlerim davalı şirket tarafından gerçekleştirilmiş, bu şekilde iş akdim son buldu. Ben Fatma Hanım’a iş akdimin son bulduğu bildirilince yasal haklarımı vermiş olduğu söz üzerine istedim fakat müdürümüz … … ile henüz evlenmedin bu nedenle sana yasal haklarını ödeyemeyiz. Eğer bu şekilde tazminatsız iş akdimin sona erdileceğini bilseydim ben yönetmelik uyarınca evlenene kadar çalışmaya devam eder, evlilik gerçekleşince de tüm tazminatlarımı alırdım. Benimle aynı pozisyonda olan kişilere ise farklı işlem yapılmıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı olduğu, davalı tanığı … duruşmada “… insan kaynakları müdürüyüm, davacı insan kaynakları bölümünde sosyal işlerde çalıştı, …. davacı istifa etti, davacı 2 ay öncesinde başka bir iş arayışı içinde olduğunu bana söylemişti, iş akdinin feshinden 1 hafta önce de şirket içinden birisi ile arkadaş olduğunu ve evlenebileceklerini bu yüzden işten ayrılmak istediğini söyledi, istifa dilekçesi verdi ancak o tarihte henüz evli değildi.” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı istifa dilekçesinin insan kaynakları müdürü …’ın yönlendirmesiyle yazılıp imzalandığı iddiasında bulunmuş ise de irade fesadı açısından ispat külfeti iddiayı dile getiren davacı işçide olup, istifa dilekçesinin irade fesadı ile verildiğinin ya da davacının haklı fesihte bulunduğunun ispatlanamadığı, davacının beyanlarının soyut olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece haklı neden içermeyen istifaya değer verilerek, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kısmen kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar