Ana Sayfa GENEL 12 Şubat 2021 296 Görüntüleme

Vergi Borcundan Dolayı Oturulan Bir Sosyal Konutun Satışı

I- GİRİŞ

 

 

Bilindiği gibi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usul Hakkında Kanun 75. maddesi “aciz hali”ile ilgili hükümleri ihtiva etmektedir.

 

Madde hükmüne göre; “Yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılayamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılır.

 

Yapılan takip safhalarıyla bakiye borç miktarı bir aciz fişinde gösterilerek aciz hali tespit olunur.” Madde hükmüne göre aciz hali tesbit edilen kişi “aciz fişi ile” bu durumu belgelendirilmektedir.

 

Diğer taraftan, aciz fişinde, yapılan takibin safhalarının ve bakiye borç miktarının gösterilmesi gereklidir.Aciz halinde bulunan borçlu hakkında, 6183 sayılı kanununun 48. maddesinde düzenlenen “tecil ve taksitlendirme” durumuda sözkonusu olabilir.

 

İcra memuru tarafından aciz fişinin düzenlenmesi halinde, borçlunun varsa üzerindeki 5682 sayılı Pasaport Kanununun 22. maddesinde, yurtdışı çıkış yasağı kaldırılması gerekmektedir.(1)

 

II-AMME BORÇLUSU VERGİ MÜKELLEFİNİN HALİNE MÜNASİP TEK EVİNİN HACZEDİLEMEYECEĞİ

 

Danıştay 4. Dairesince verilen bir emsal kararda, “binanın özellikleri, borçlunun aile yapısı, konutta ikamet eden birey sayısı, sosyal konumları ve ihtiyaçları gibi ölçüler birlikte değerlendirildiğinde, borçlunun haline münasip olduğu tesbit edilen tek evinin vergi borcu nedeniyle hacz edilemeyeceğine” karar verilmiştir.(2)

 

Olayda, kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçları nedeniyle davacıya ait gayrımenkul üzerine konulan haciz işleminin iptali talebiyle şirket müdürü tarafından dava açılmıştır.Daha sonra ilgili şirketin kanuni temsilcisi şirket borcu nedeni ile sahibi olduğu kişisel meskeni için vergi dairesi tarafından konulan hacizin iptali için girişimde bulunarak iptal için dava açmıştır.

 

Daha sonra Danıştay 4. Dairesi vermiş olduğu kararı ile, borçlunun haline uygun bir tek evinin hacz edilemeyeceğine karar vermiştir.

 

Gerçektende, 6183 sayılı yasanın 70/11 madde hükmümde “borçlunun haline münasip evi ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere hacz edilerek satılabilir.” gereğince mükellefin böyle bir evi hacz edilemeyecektir.

 

Diğer taraftan, Danıştay tarafından verilen bir kararda; “başka taşınmazı bulunmayan mükellefin oturduğu konutun haczedilemeyeceği hk.” karar verilmiştir.(3)

 

Makalenin Tamamı İçin Buraya Tıklayınız

Kaynak: Av. Nazlı Gaye Alpaslan – https://www.hurses.com.tr

Yorumlar