Ana Sayfa Yazılar 15.06.2022 431 Görüntüleme

Şirketler Ortaklarından Veya Grup Şirketlerinden Dövizle Borç Alabilir Mi?

EROL ÇEMBER
Yeminli Mali Müşavir

Bu hafta ki yazımda, şirket ortaklarının şirkete ya da grup şirketlerinin birbirlerine döviz cinsinden borç vermesinin mümkün olup olmadığını değerlendireceğim. Bilindiği üzere zaten şirket ortaklarının ve ilişkili şirketlerin borç vermesi durumu vergi kanunları açısından transfer fiyatlandırması ve örtülü sermaye kapsamında birtakım kısıtlamalara tabi tutulmuştur. Yazımızda borç verme durumu bu boyutuyla değil, döviz cinsinden borç verilip verilmemesi yönüyle değerlendirilmiş olup, aşağıda belirtmiş olduğum hususların transfer fiyatlaması ve örtülü sermaye ile birlikte dikkate alınması gerekmektedir.

Son dönemlerde artan kur baskısını azaltmak için birçok konuda yasal düzenlemeler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Amaç döviz kurları nedeni ile değer kaybeden Türk lirasının daha fazla değer kaybetmesini engelleyerek, ekonominin dövize bağımlılığını azaltıp Türk lirasının kullanımını artırmak.

Bu düzenlemelerden birisi de hatırlanacağı üzere 2018 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile dövizli sözleşmelerin Türk lirası cinsinden yapılması zorunluluğunun getirilmesiydi.

Söz konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 2018 yılında yaşanan kurlardaki hareketlenme nedeniyle dalgalanan döviz kuruna karşı ticaret ve üretim faaliyetlerinin devamlılığını sağlamak, borç alacak ilişkisini  dengelemek ve tarafların haklarını koruma amaçlı olarak Türkiye’de yerleşik kişiler arasındaki döviz cinsinden veya dövize endeksli yapılmış veya yapılacak sözleşmelere, belirli istisnalar dışında yasak getirilerek, daha önce yapılmış döviz cinsinden olan sözleşmelerin Türk lirasına uyarlanması zorunlu kılınmıştı.

Yapılan düzenleme ile aşağıda belirtilenlerin dışında, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında düzenleyecekleri danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmeleri dövizle işlem yasağı kapsamında bulunuyor.

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

– İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

– Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

– Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye’de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri,

– Türkiye’de yerleşik kişilerin Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli konaklama tesislerinde akdedeceği konaklama hizmet sözleşmeleri.

Bu düzenlemenin sonucunda yukarıda belirlenen haller dışındaki bütün hizmet sözleşmelerinin 13.10.2018 tarihinden itibaren Türk lirası cinsinden olması zorunluluğu getirilmişti.

Şirketlerin ortaklarından borç alması veya ortaklarına borç vermesi, özünde bir borç ilişkisine dayanmaktadır. Günümüzde şirketler finansman ihtiyaçlarını grup içi şirketlerden ya da ortaklarından borçlanarak karşılayabilmektedirler. Şirketler bu borçlanma işlemlerini belli bir sözleşmeye ya da protokole göre yapabildikleri gibi tamamen şifahi bir biçimde de yapabilmektedirler.

Şirketlerin ortaklarından, iştiraklerinden veya bağlı ortaklıklarından döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak borç para alması veya vermesinin finansman hizmeti olarak kabul edilmesi, bu işlemlerin dövizle işlem yasağı kapsamına girip girmediği konusunu da gündeme getirdi.

Vergi idaresi, grup şirketlerinin grup içi dövizle borçlanmaların söz konusu düzenlemelerle yapılan dövizle işlem yasağı kapsamında olduğu görüşünde olduğundan vergi incelemeleri de bu yönde yapılarak ciddi tarhiyatlar gerçekleştirildi.

Ancak 2021 yılında Hazine tarafından bu konuda Maliye’ye gönderilen yazıda;

Özetle;

“…mükelleflerin ortaklarından, iştiraklerinden veya bağlı ortaklıklarından döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak borç alması veya vermesi hususunun döviz veya dövize endeksli sözleşme olarak değil, döviz kredisi kullanımı/kullandırımı olarak değerlendirilmesi gerektiği, döviz kredilerinin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 2008-32/34 sayılı Tebliğ’in 8. maddesi kapsamında bulunmadığı…”

Hususunu belirtmesi üzerine konu kısa bir süreliğine de olsa açıklığa kavuşmuş ve Hazine’nin yukarıda belirtilen yazısına göre, mükelleflerin ortaklarından, iştiraklerinden veya bağlı ortaklıklarından döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak borç, alması veya vermesi hususu döviz veya dövize endeksli sözleşme olarak değil, döviz kredisi kullanımı ya da kullandırımı olduğu ve dövizle işlem yasağı kapsamına girmediği değerlendirilmişti.

Şayet konunun burada kapandığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu defa da devreye Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası girerek 2022 yılının şubat ayında, Sermaye Hareketleri Genelgesi’nin yurt içinden kredi alınmasına yönelik genel esaslarında değişikliğe gitti.

Söz konusu değişiklikle;

– Türkiye’de yerleşik kişiler ancak, bankalar ve finansal kuruluşlardan döviz kredisi temin edebilecekleri için bir firmanın başka bir firmaya döviz kredisi kullandırması mümkün bulunmamaktadır.

– Ancak, işlemin fon fazlası olan firmanın fon açığı olan aynı holding bünyesindeki firmaya veya grup firmasına ilgili tutarın döviz cinsinden karşılığını yatırabilmesi amacıyla gerçekleştirilmesi halinde, borçlandırmanın ve takibinin Türk lirası cinsinden yapılması kaydıyla, borçlandırma işlemlerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden karşılığının firmanın yazılı beyanına istinaden yurt içindeki ilgili hesaplara transfer edilmesi mümkündür.

– Yeni bir döviz kredisi kullanmak suretiyle kredi kullanan firmanın aynı holding bünyesinde veya grup içinde olan başka bir firmaya söz konusu krediyi aktarması mümkün değildir.

Bu düzenleme sonrası, fon fazlası olan firmanın fon açığı olan aynı holding bünyesindeki firmaya veya grup firmasına grup içi dövizle borçlanma ya da borçlandırmanın, ancak takibinin Türk lirası cinsinden yapılması kaydıyla mümkün bulunuyor.

Vergi idaresi, bu düzenlemelere uyulmaması ve döviz borçlarının değerlemeye tabi tutulmaması gerekirken değerleme yapılıp kur farklarının gider yazılması halinde, kur farkı giderlerini ve buna bağlı KDV’lerin indirimini kabul etmiyor, reddediyor.

Ayrıca, böyle bir durumun tespiti halinde kambiyo mevzuatı açısından hem Hazineye hem de Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirimde bulunuluyor.

Anlayacağınız şirket ortaklarının ortağı bulunduğu şirkete veya grup şirketlerinin birbirlerine dövizle borç vermesi konusunda yukarıda belirttiğim hususları uymayanların başının Maliye, Hazine ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile derde girmesi ve çok ağır müeyyidelerle karşılaşması kaçınılmaz.

Tüm okuyucularıma sağlıklı günler dilerim.

Yorumlar

İlginizi çekebilir

Kafayı yiyeceğiz.

Kafayı yiyeceğiz.