Ana Sayfa GENEL 16 Haziran 2022 143 Görüntüleme

Konut kiralarında sınırlandırmanın sorunları

Bu günkü yazı konumuzu oluşturan ve kira artışlarını sınırlandıran yasal düzenleme, 11 Haziran günlü Resmi Gazete’de yayınlandı. Önce Borçlar Kanununa bir geçici madde olarak eklenen yasal düzenlemeyi aktaralım.

“Konut kiraları bakımından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ilâ 1/7/2023 (bu tarih dâhil) tarihleri arasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira yılına ait kira bedelinin yüzde yirmi beşini geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının yüzde yirmi beşin altında kalması halinde değişim oranı geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Bu oranları geçecek şekilde yapılan sözleşmeler, fazla miktar yönünden geçersizdir. Bu fıkra hükmü, 344 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca hâkim tarafından verilecek kararlar bakımından da uygulanır.”

İşyeri kiralarını ilgilendirmeyen bu düzenleme sadece konut kiraları ile ilgili.

Mayıs enflasyonunun % 70’i geçmesi ile birlikte 12 aylık TÜFE ortalaması uyarınca yenilenen kira dönemleri için kiralarda % 39,3 oranında artış yapılması gerekirken, artış oranı % 25 ile sınırlandırıldı. Enflasyon oranının önümüzdeki aylarda artış gösterebileceği de dikkate alınırsa, bu konuda ev sahiplerinin epey zarara uğradığı veya uğrayacağı pek açık.

Bu düzenlemenin en çok tartışılan yönü, Anayasa karşısındaki durumu. Zira düzenleme mülkiyet hakkı açısından değerlendirildiğinde, mülkiyet hakkını sınırlandırdığı, malikin tasarruf hakkına sınır çizdiği açık. Düzenleme, enflasyon karşısında, malik (kiraya veren) açısından zarara yol açmakta. Öte yandan burada getirilen sınırlandırma, konutunu kiraya verenlerle iş yerini kiraya verenler açısından da eşitsizlik yaratmış durumda. Buradaki müdahale ayrıca sözleşme özgürlüğü açısından da değerlendirilebilir.

Ne var ki mülkiyet hakkı da dokunulmaz bir hak değil. Anayasamıza göre mülkiyet hakkı, kamu yararı düşüncesi ile kanunla sınırlandırılabilir. Ancak mülkiyet hakkı sahibine getirilen sınırlandırmanın, sınırlandırma ile sağlanmak istenen kamu yararı arasında bir denge içermesi, bir başka deyişle ölçülü olması gerekmektedir.  Enflasyon oranının yüksekliği karşısında yasal düzenlemeyle getirilen oranın ölçüsüz oranda sınırlama getirip getirmediği, Anayasa yargısının değerlendireceği bir konudur. Nitekim Anayasa Mahkemesi daha önce getirilmiş % 10 oranındaki sınırlamayı, enflasyon karşısında mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale olarak görmüş ve iptal etmişti.                   Bumin Doğrusöz /dunya.com

yazının devamı için tıklayınız.

Yorumlar