Ana Sayfa Yazılar 19.04.2021 421 Görüntüleme

Mali Müşavirlerle Avukatların Mükellefler Arasındaki Maddi Manevi Meslek Saygınlığı Arasındaki Fark Kavramı;

 

ESİN KILIÇ 

SMMM

Meslekler değerlerini, gelişimini, diğer insanlar açısından tanınmasını sağlayan kuruluşlara sahiptirler.  COVID-19 sürecinde Mali Müşavirler tarafından talep edilen sorunlara baktığımızda; yıpranma payı, dördüncü dönem geçici verginin kaldırılması, gelir vergisinde tahsilat esasının ancak KDV’de tahakkuk esasının olması nedeniyle mükelleften tahsil etmedikleri ücretler için KDV ödemek zorunda kalmaları, gider katılım payı, mücbir sebep, mali tatil, yeşil pasaport, KDV indirimi, mükelleflerden ücretlerin tahsilindeki sıkıntılar, tevkif yoluyla kesilen vergilerin iadesindeki sorunlar ve diğer mesleki sorunlar olduğu görülmekteydi. Sadece Vergisel açıdan bakarsak son on yılda hayata geçen e-vergi uygulamaları kapsamında; e-beyanname, özelge sistemi, e-defter, e-arşiv, e-fatura, Hazır Beyan Sistemi, Defter Beyan Sistemi, interaktif vergi dairesi uygulaması, e-tebliğ gibi e-uygulamaya adapte olmak ve bunlar üzerinden vergisel işlemleri yapmak ve ardından hem ücret aldığı mükellefe hesap vermek hem de mesleki sorumluluğu olduğu Vergi İdaresine karşı yükümlülüklerini yerine getirmek kolay bir iş değildir.

Pandemi sürecinde gelen kargoyu bile alırken kaç defa düşündüğümüz ve tedbirler aldığımız salgın sürecinde Mali Müşavirler mükelleflerin verilerini e-uygulamalara girebilmek için mükelleflerden alış satış faturaları, tahsilat makbuzları, çek senet görüntüleri ve banka ekstreleri gibi belgelerin fiili olarak alınması ve yakın temasa girilmesi aşikârdır. Bu süreçte tüm bu işler bilfiil yapılarak devam etmektedir. Alınan evraklar kâğıtlar üzerine bulaşmış bir virüsün bütün aileye bulaşma riski söz konusu muydu? tabi ki evet. Hazine ve Maliye Bakanlığı mücbir sebep hali uygulayarak bazı mükellef gruplarının tüm beyannamelerini ve ödeme sürelerini 6 ay ertelediği ve Mali Müşavirler büyük oranda rahatlattı ancak, Mali Müşavirlik mesleği tüm topluma karşı sorumluluğu olan bir meslek ve her şeyi, her konuyu bilmek ve anlatmak zorundadırlar. Dolayısıyla, mücbir sebep olsa da yüzlerce iş ve işlemler yapılmaya devam etmektedir.

Mali Müşavirlik mesleğinin riskinden bahsedilirken; Devlet en çok kaynağa ihtiyaç duyduğu dönemde vergilerden mahrum kalmasın, şirketler bu zor zamanları en az hasarla atlatsın, ücretsiz izine çıkarılan personelin cebine üç-beş kuruş girsin, sağlık çalışanlarının ücretleri rahatça ödenebilsin, tüm sağlık gereksinimleri hızla finanse edilsin diye mali müşavirler tam kadro geceli-gündüzlü çalışıyorlar. Ülke ekonomisi için üstlendikleri misyon çok değerlidir ve her türlü takdirin üzerindedir. Buna rağmen neden Mali Müşavirler örneğin, bir avukatlar kadar mükellefler nezdinde saygın ve etkili değiller. İnsan merak ediyor her yerde avukatların sesi çıkıyor ve kendileri için her türlü yasal düzenlemeyi rahatlıkla yaptırıyorlar. Ben şahsen bir dava sürecinde avukatın parasını almadan davaya bakmaya devam ettiğini hiç duymadım. Oysa binlerce Mali Müşavir mükellefin defterini tutmaya devam eder ve parasını almasa da bu işi devletine karşı bir sorumluluk olarak görür ve ben bırakıyorum diyemez. İşverenlerde ekonomik sıkıntıya düştüklerinde asla bir avukatın vekalet ücretini ödememezlik yapmaz ve ilk mali krizde hemen mali müşavirin ücretini geciktirme veya ödememe yöntemine başvururlar. Neden avukata karşı son derece cömert olan işverenler ve mükellefler aynı cömert davranışı, tüm mali işlerini yapan, vergi gibi kutsal bir görevi yapmalarını sağlayan Mali Müşavire karşı göstermezler. Her Mali Müşavirin defterini tuttuğu mükellefle ilgili mutlaka bir tahsilat sorunu bulunmakta. Neden bir mükellef mali müşavire karşı bu derece rahat davranabilmektedir acaba? Bunun altında haksız rekabet yaratan meslek mensuplarının varlığı nedeniyle, mükellef gerekirse defterimi başka bir Mali Müşavire tuttururum diye düşünmesi mi yatıyor acaba. Kapasitesinin üzerinde defter tutan Mali Müşavir mutlaka vardır ama mükelleflerin Mali Müşavirler arasında mekik dokuması ile bu sorunun kaynağı açıklamak mümkün değildir.

Mükelleflerin gözünde bir Avukat gibi yeri olmayan Mali Müşavirlerin bu derece geri plana atılmasının altında bence toplumsal olarak kayıt dışı ekonomik faaliyetler konusundaki hassasiyetimizin, toplumsal vergi bilinci ve vergiye gönüllü uyum seviyemizin düşük olması yatmaktadır. Olayın kaynağında sosyal bir olgu oluşmaktadır. Kayıt dışı faaliyetler ve vergi konusunda yeterli bilinç düzeyinde olmayan bir vatandaşımız vergi mükellefi olduğunda da sigortalı işçi çalıştırma ve vergiyi tam olarak beyan edip ödeme konusunda yeterli hassasiyeti göstermeyebilmektedir. Ancak aynı vatandaşımız diğer bir ülkede işyeri açtığında kayıt dışı çalışmayı ve belgesiz iş yapmayı aklının ucundan bile geçirmemektedir. Çünkü vergi kültürü dediğimiz söz konusu sosyal olgu ülkelerde yüzyıllık süreçlerde oluşmaktadır. Devlet memuru iken Müşavir bir arkadaşım bana, Devlet olarak bizim ücretimizi Hazine ve Maliye Bakanlığı versin, bugün toplanan vergilerin üç katını Mali Müşavirler toplar demişti. Çok güzel bir tespit olmakla beraber Mali Müşavirlerin, parasını ödeyen mükellef ile Vergi İdaresi arasında kaldığını ve çoğu zamanda mükellefleri yasalara uyma konusunda ikna ederken zorlandıkları görülmüştür.

Saygılarımla,

 

 

Yorumlar