Ana Sayfa Yazılar 20.12.2020 433 Görüntüleme

Kur, Faiz, Enflasyon Üçgeni

Özkan Çınar

Smmm/SPK Denetçisi

Yönetim Danışmanı/Eğitmen

 

Dünya ekonomi gündemini sürekli meşgul eden kur, faiz ve enflasyon arasındaki ilişki, birçok ekonomik toplantı, kongre ve makalelere konu olmuş ve gündemi de sürekli meşgul etmiştir. Görünen de o ki,  meşgul etmeye de devam edecektir.

Kur, faiz ve enflasyon hakkında çok değerli iktisatçıların makalelerinin var olması nedeniyle,  yazıya dökmek açısından bir an tereddüt yaşadım. (Ne mutlu bana ki) Değerli üstat SMMM Selahattin İpek’in bir sohbetimizin arasında söylediği  “neden yazmayacaksın kardeşim Dünya’da 8 milyar insan var ama her birisinin nefesi farklı” sözü bu üçlüyü kaleme almama vesile oldu.

Kıssadan hisse “ateşe dişiyle su taşıyan karınca misali” Faydalı olması ümidiyle…

  1. Giriş:

Ulusal ekonominin piyasalarda karışıklığa meydan vermeden sağlıklı bir şekilde büyümesi mal ve hizmet piyasaları ile finansal piyasaların uyumlu hareket etmelerine bağlıdır. Bu uyum, fiyat mekanizmasının kurulmasını sağlayan üç göstergeye bağlıdır. Bu üç gösterge kur, faiz ve enflasyon üçlüsüdür.

Bu üç gösterge arasındaki ilişkilere geçmeden önce faiz, enflasyon ve dolar kuru kavramlarını kısaca hatırlayalım.

Enflasyon, mal hizmetler için fiyat düzeyi (artışı) ve paranın değerindeki düşüştür. Yerli paranın banknot değeri yani sermayenin getiri oranı faiz, yabancı paranın ulusal para karşısındaki değeri döviz kurudur. Ekonomide bu üçlünün birbirine olan etkileşimi (artış ve azalışlar), dengeli olduğu sürece, ülkenin üretim sonucu elde etmiş olduğu ulusal gelir, tüketim ve tasarruflara akarak mal ve hizmet piyasasına yönelecek ve ekonomik istikrar sağlanmış olacaktır.

Merkez bankaları; enflasyonu (fiyat istikrarını) kontrol altında tutmayı birincil hedef olarak, kabul etmektedirler. Dünyada yaşanan 2008 finansal kriz sonrası para politikalarını da enflasyon hedeflemesi çerçevesinde yürütmektedirler. Bu nedenle uygun enflasyon oranının belirlenmesi ve o orana ulaşılması, para politikası araçlarının kullanılması demektir. Çünkü para politikası, bu üç göstergeyi de denetlemeye yarayan araçlara sahiptir. Merkez bankaları döviz kurlarının yükselerek enflasyonu arttırdığı dönemlerde borç verme faizini de yükselterek, piyasa faizlerinin yukarı gitmesini sağlar ve bu yolla enflasyonu denetim altına alır.  Unutmadan;

“Enflasyonun yüksek seyretmesindeki en önemli etkenin, ekonomideki toplam talep ve arz düzeyi arasındaki dengenin bozulması” olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

  1. Döviz Kuru, Enflasyon ve Faiz Oranı Arasındaki İlişkiler:

Faiz ve enflasyon arasındaki ilişki:

      Her ne kadar iktisatçılar enflasyonun sebebi konusunda farklı görüşler beyan etseler de,  özünde kaynağına inmek gerektiği kesindir. Eğer enflasyon:

Talep artışından kaynaklanıyor ise; talebi kısmak ve tüketimi azaltmak için faiz artışına gidilebilir. Böyle bir durumda talep artışından kaynaklanan enflasyonun faizlerin yükselmesine neden olduğu düşünülebilir. Eğer enflasyon:

Maliyet artışından kaynaklanıyor ise; üretim maliyetlerini küçültmek için faiz indirimine gidilebilir. Böyle bir durumda ise maliyet artışından kaynaklanan enflasyonun faizlerin düşmesine neden olduğu düşünülebilir.

        “Genellikle enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde; ulusal paranın değer kaybetmesine, faiz oranlarının yükselmesi eşlik eder.”

        Enflasyonla Döviz Kuru Arasındaki İlişki:

Enflasyonun yükselmesine neden olan bir sebepte döviz kurlarındaki artıştır. Özellikle de hammadde ve enerji ithalatı yüksek olan ülkelerde kurda meydan gelen yükselişler doğrudan üretime ve sonucunda da nihai mala yansıdığından genel fiyat düzeyi(yani enflasyon) yükselir, ülkenin uluslararası pazardaki rekabet gücü zayıflar.

     Faiz Döviz Kuru Arasındaki İlişki:

İktisatçılar arasında faiz oranı ile döviz kuru arasındaki ilişki en çok tartışılan konulardan biridir.

Bir görüşe göre yurt içi faizlerin yüksek olması sonucu yerli finansal varlıklara olan talep artar, böylece döviz arzı fazlalaşır ve yerli para değer kazanır. Bu da ekonominin uluslararası arena da rekabet gücünü zayıflatır. Ulusal paranın aşırı değerlenmesi sonucu cari açıklar büyüme sürecine girerken, faiz oranlarının yüksekliği sonucunda kamu açığını kapatmanın maliyeti yükselir.

Diğer görüş bunun tam tersidir. Faiz oranlarının yükseltilmesi, paranın değerini artırmaktan ziyade, değer kaybına neden olabilecektir. Çünkü yüksek faiz oranları iflaslara yol açmakta bu da ülkenin risk priminin yükselmesine ve uluslararası yatırımcıların(sermayenin) kaçışına neden olmakta, sonrasında döviz kurunun bozulmasıyla sonuçlanmaktadır.

Sonuç:

Görünen o ki, gizemini yıllar boyunca koruyan ve tüm insanlığın ürperti içinde ne olduğunu anlamaya çalıştığı “Bermuda… tan Üçgeninin sırrı gibi” kur, faiz, enflasyon üçlüsü de da bir hayli enteresan. Maalesef iktisatçılar hâlâ doğruyu bulmaya çalışıyor. Kesin olan, kalkınma ve istikrarlı bir ekonominin tesisi için kur, faiz oranı ve enflasyon adeta bir gösterge niteliğinde. Hepsi birbirinin sebebi ve sonucu. Faiz ve enflasyonda bir sonuç, faiz döviz kuruda, döviz kuru enflasyonda. Neticede bunların birindeki değişimden, diğerleri de etkilenmektedir.

Sağlıcakla kalın

Yorumlar