Ana Sayfa Yazılar 27.07.2021 235 Görüntüleme

Yüzyılın Fırsatı mı, Yüzyılın Vurgunu mu? – Erol Çember

EROL ÇEMBER

Yeminli Mali Müşavir

E-posta: erolcember@cemberymm.com.tr

 

Yazılarımı takip edenler, daha önce kripto paralar ile ilgili kaleme aldığım yazıları mutlaka hatırlayacaklardır.

Özetle;

16 Şubat tarihinde yayınlanan yazımda; kripto paranın ne olduğunu ve nasıl vergilendirilmesi gerektiği ile birlikte dünyada yer alan uygulamalardan örnekler vermiştim.

23 Mart tarihinde yayınlanan yazımda; yasal düzenlemelerin yapılması gecikirse finansal sistemin istikrarı ile tasarruf sahiplerinin aleyhine durumların ortaya çıkması ihtimalinin yüksek olduğundan ve çok gecikilmeden gerekli alt yapı hazırlanarak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesinin artık bir zorunluluk olduğunu belirtmiştim.

20 Nisan tarihinde yayınlanan yazımda ise; kripto paralar konusunda ki yasal boşluğun doldurulması gerektiğinden, kripto varlıklar ile ilgili herhangi bir düzenleme ve denetim mekanizmasının olmadığından ve yapılacak düzenlemelerin yasaklayıcı değil sistemi regüle eden bir yapıda olması gerektiğinden bahsetmiştim.

Ancak geldiğimiz noktaya baktığımızda yeterli yasal tedbirler alınmadığı için kripto paraların alım satımı yapan borsalardan, işini dürüstçe yapanlar olduğu gibi yatırımcıları ve tasarruf sahiplerini dolandırmaya yönelik hareket edenler olduğunu da ne yazık ki hep birlikte gördük.

Kripto paralar ile ilgili son yazımın yayınlandığı gün olan 20 Nisan tarihinin akşamında, Türkiye de işlem yapan Thodex Kripto Para Borsası işlem yapmayı durdurup, binlerce yatırımcıyı mağdur ederek ortadan kayboldu.

Bütün faaliyetin aleni olarak yapıldığı, internet üzerinden ve görsel medya kullanılarak tasarruf sahiplerini cezbeden reklamlar ile yatırımcıları çeken bir kripto para borsası yöneticisinin elini kolunu sallayarak yurt dışına kaçmasının ve geride binlerce mağdur bırakmasının 1980’lerde yaşanan banker skandallarından ne farkı var.

Kısa yoldan para kazanmayı isteyenler oldukça bu tür dolandırıcılarda hep olmuştur ve olacaktır. Elbette burada tasarruf sahiplerinin kusuru da bulunmaktadır. Yeterli araştırmayı yapmadan, kulaktan dolma bilgilerle, borsa riskini ve kripto varlıklardaki oynaklıktan kaynaklanan riski araştırmadan yatırım yapanlarında kusuru bulunmaktadır.

Peki bu konuda ilgili piyasaları düzenlemek, denetlemek ve kontrol altında tutmak kimin görevidir. Yatırımcıların göz göre göre dolandırılmasına ve tasarruf sahiplerinin mağdur edilmesine izin verebilir mi?

İlk kripto para, 2009 yılında piyasaya sürülmesi ile hayatımıza girdi. Dünya da şu an 400 civarında kripto para borsası bulunmakta olup Türkiye’de ilk kripto para borsası 2013 yılında faaliyete geçti.

Ülkemizde 8 yıldır faaliyet sürdüren bir kripto para piyasası bulunmakta ve özellikle de 2017 ile 2018 yıllarında faaliyette bulunan borsa sayısında artış meydana gelmiş olmasına rağmen halen sistemi kontrol altına tutmayı amaçlayan ve denetleyen bir mekanizma bulunmamakta.

Şu ana kadar yapılan doğru dürüst resmi bir açıklama olmamasının yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yaptığı açıklamalar ise sadece sistemle ilgili kaygılarını dile getirmekten öte geçememiştir.

Yapılan tek yasal düzenleme alelacele hazırlanmış “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” ten başka, hiçbir düzenleme mevcut değil.

Önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi sistemi düzenleyen, kontrol altında tutan ve denetleyen yasal düzenlemelere acilen ihtiyaç var iken ve yıllardır bu alanda faaliyette bulunan şirketler mevcut iken, yasal düzenlemenin bu kadar gecikilerek sıradan bir şirket kurar gibi kripto para borsaları kurulmasına izin veren otoritenin, tasarruf sahiplerinin dolandırılmasında kusuru yok mudur?

Hızlı bir şekilde yasal düzenleme hayata geçirilmez ise Thodex mağdurlarına yenilerinin eklenmesi maalesef işten bile değildir.

Yapılacak yasal düzenlemenin, kripto para borsalarının kurulma şartlarının düzenlemesinin yanı sıra, denetim ve kontrollerinin hangi kurum tarafından nasıl yapılacağına dair hususları da içermesi gerekmektedir.

Olay sadece kripto varlıklardan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi olarak değerlendirilirse son derece yanlış hareket edilmiş olur. Kripto para piyasasını düzenleyici ve denetleyici ayağının mutlaka hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’deki kripto para alım satım platformları lisanslanarak denetime tabi olmaları durumunda bu platformlardan bilgi toplayan kamu kurumları, tüm sektörü ve şüpheli işlemleri denetleyebilir konuma gelecektir. Borsaların uygulamakla yükümlü oldukları temel prosedürler, denetim altına alınırsa, bu platformların ve kripto paraların kara paranın aklanması veya terörün finansmanı gibi yasadışı amaçlarla kullanımının büyük ölçüde önüne geçilecektir. Bütün bunların yanı sıra ayrıca yatırımcıların da mağdur olması engellenmiş olacaktır.

Aslında Türkiye’nin önünde çok büyük bir fırsat varken maalesef bunu değerlendiremedik. Çin’in sert tedbirler alacağını açıklamasının ardından, kripto para madencileri ülkeden ayrılmaya başladı. Çin’den ayrılmak zorunda kalan kripto para madencileri, maliyetin düşük olduğu Amerika ve Kanada’yı tercih etmeye başladılar. Ülkemizin madenciler için cazip hale getirilmesi aslında önümüzdeki dönem de yükselen değer olan kripto paralar için ülkemizin de söz sahibi olmasını sağlayacaktı. Ancak treni kaçırmış görünüyoruz.

Şu anda yapılması gereken en doğru yöntem öncelikle kripto paraların hukuki alt yapısının kurularak açık bir dille kripto para tanımının yasal zemine oturtulmasıdır. Öte yandan, kripto para borsalarının denetiminin ve kontrol mekanizmasının vakit geçirilmeden hayata geçirilmesi gerekir. Ayrıca kripto paraları elde tutan isimlerin tespit edilmesi ve işlemlerin takibinin pratikte ne kadar zor olduğu düşünülürse, yatırımcıları kayıt dışı olmaya itmeyecek seviyede bir vergileme yapılması, bu alanda kayıt dışılığın önlenmesi anlamında önem arz etmektedir.

Tüm okuyucularıma sağlıklı günler dilerim.

kaynak: gaziantep27.net

Yorumlar