Ana Sayfa GENEL 28 Haziran 2021 396 Görüntüleme

Yargıtay Kararı: Kadın İşçinin Evlendikten Sonra İşverenden Tazminat Alabilir. Ne Zamana Kadar Müracaatı Gerekir.

Karar İçeriği

Hukuk Genel Kurulu         2016/1871 E.  ,  2020/822 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “çilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 26.11.2013 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 01.06.1999-30.04.2004 tarihleri arasında işletme operasyon elemanı olarak çalıştığını,  sözleşmesini evlilik nedeniyle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili 10.02.2014 Uyap sistemine kayıt tarihli cevap dilekçesinde; davacının evlilik gerekçesiyle  sözleşmesini feshettiğine dair iradesini ortaya koyarak evlilik cüzdanını sunmak suretiyle kıdem tazminatını müvekkili şirketten talep etmediğini, dolayısıyla fesih nedeninin evlilik olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli ve 2013/815 E., 2014/106 K. sayılı kararı ile; davacının 17.08.2003 tarihinde evlendiği, fesih bildiriminde eşiyle aynı ortamda birlikte zaman geçirmenin verdiği sıkıntı nedeniyle işten ayrılmak istediğini ifade ettiği, buna göre yasanın tanıdığı evlenme nedeniyle işten ayrılma hakkının kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02.11.2015 tarihli ve 2014/17600 E., 2015/30741 K. sayılı kararı ile; “…Davacının dosyada bulunan nüfus kaydına göre 17.08.2003 tarihinde evlendiği, 19.04.2004 tarihinde davalı işverene hitaben yazdığı dilekçesinde; evlilik nedeniyle çalışmak istemediğini belirtir yönde ifadeler kullanarak 30.04.2004 tarihi itibariyle ayrılmak istediğini açıkladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar bu dilekçenin evlilik nedeniyle işten ayrılma iradesini taşımadığı gerekçesi ile kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de; davacının ihbar öneli tanımaksızın fesih imkanına sahip olduğu bu halde 30.04.2004 tarihinden yaklaşık 10 gün öncesi dilekçesini işverene sunması işten istifa etmek sureti ile ayrıldığı şeklinde yorumlanamaz. Davacının evlenme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde davalı işverene evlilik nedeniyle ayrılmayı ifade eder dilekçesi sunması, davacının evlenme nedenine dayalı fesih hakkını kullanması olarak kabul edilmiştir. Fesih işlemi yasanın aradığı bir yıllık süre içinde kullanılmıştır. Yasa gereği kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Mahkemece kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı :
9. İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2015/686E., 2016/155 K. sayılı kararı ile; davacının fesih bildiriminde evlilik nedeniyle işten ayrıldığını ileri sürmediği, eşiyle aynı işyerinde bütün günü birlikte geçirmenin zorluğunu ifade ettiği, fesihten dokuz yıl sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından fesih bildiriminin içeriği ile eldeki davanın 26.11.2013 tarihinde açılması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 17.08.2003 tarihinde evlenen ve 19.04.2004 tarihli fesih bildirimi ile 30.04.2004 tarihi itibariyle işten ayrılacağını bildiren davacının,  sözleşmesini evlilik nedeniyle feshettiğinin kabul edilip edilemeyeceği ve burada varılacak sonuca göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. Kıdem tazminatı Kanunda belirtilen asgari çalışma süresini dolduran işçinin  sözleşmesinin yine Kanunda belirtilen nedenlerden biri ile son bulması hâlinde çiye, çi ölmüş ise mirasçılarına işçinin kıdemi ve ücreti dikkate alınarak işverence ödenen bir miktar paradır.
13. Kıdem tazminatı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun (1475 sayılı Kanun) 14. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
14. 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 120. maddesi uyarınca “25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.”.
15. Ayrıca 4857 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi ile;
” Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanunu’na yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır. Bu Kanunun 120’nci maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının 1’inci ve 2’nci bendi ile on birinci fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17 ve 26’ncı maddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun 24, 25 ve 32’nci maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
16. Bu nedenle kıdem tazminatı ile ilgili olarak 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine göre değerlendirme yapılması gerekir.
17. Bu kapsamda 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca işyerinde çalışması en az bir yıl olan işçinin  sözleşmesinin işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasında yazılı nedenler dışındaki bir sebeple feshedilmesi veya işçinin  sözleşmesine yine aynı Kanunun 24. maddesinde belirtilen nedenlerden birine dayanarak son vermesi hâlinde çi kıdem tazminatına hak kazanacaktır.
18. Bunun gibi erkek işçinin  sözleşmesine muvazzaf askerlik hizmetini ifa etmek amacı ile son vermesi ya da işçinin yaşlılık aylığı veya toptan ödeme almak için işten ayrılması durumunda çiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekecektir.
19. Yine kadın çi  sözleşmesini evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusu ile sona erdirirse kıdem tazminatı hakkı doğar.
20. Gerçekten de 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında;
“Bu Kanuna tabi çilerin hizmet akitlerinin:
1.İşveren tarafından bu Kanunun 17’nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,
2.İşçi tarafından bu Kanunun 16’ncı maddesi uyarınca,
3.Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,
4.Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
5 (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81’inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hâllerinde, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence çiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.” düzenlemesi ile kıdem tazminatına hak kazandıran hâller sayılmış ve bu arada evlilik nedeni ile  sözleşmesi fesheden kadın işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağı da hüküm altına alınmıştır.
21. Kadın işçinin, bu hükümden yararlanması, elbette Medeni Kanun hükümlerine göre bir nikâhla evlenmesine bağlıdır. Yine hükmün uygulanması bakımından kadınınevlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde  sözleşmesini feshetmiş olması gerekir; bu süre hak düşürücü süredir (Mollamahmutoğlu, H./ Astarlı, M./ Baysal, U.: İş Hukuku, 6. Bası, Ankara 2014, s. 1122).
22. Aynı şekilde işten ayrıldıktan sonra evlenmiş olan kadın işçinin de bu hükme göre kıdem tazminatından yararlanması mümkün değildir. Yine kadın işçinin, yapacağı evlilik nedeni ile  sözleşmesini feshetmiş olması; yani müstakbel bir evlilik için sözleşmeyi feshetmesi de bu hükme göre kıdem tazminatına hak kazandırmaz. Şu hâlde bu hükme göre kıdem tazminatından yararlanabilecek olan; bir işverene bağlı olarak çalışmakta iken evlenen ve evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde  sözleşmesini fesheden kadın çidir (Mollamahmutoğlu, H./ Astarlı, M./ Baysal, U., s. 1122).
23. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarihli ve 2015/(7)9-3743 E., 2018/81 K. ile 12.10.2016 tarihli ve 2014/9-1136 E., 2016/968 K. sayılı kararlarında da aynı sonuca varılmıştır.
24. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin evlilik olgusuna dayalı olarak  sözleşmesini feshettiğini iddia etmiştir.
25. Bununla birlikte davacı 19.04.2004 tarihli fesih bildirimi ile 17.08.2003 tarihinde … ile evlendiğini, eşiyle aynı işyerinde tüm gün birlikte çalışmanın zorluklarını yaşadıkları için 30.04.2004 tarihi itibariyle işten ayrılmak istediğini bildirmiştir.
26. Öte yandan nüfus kayıt örneğinden davacının 17.08.2003 tarihinde evlendiği tespit edilmiştir.
27. Bu itibarla fesih bildirimi, dava dilekçesi ve tüm dosya içeriği dikkate alındığında; davacının evlendiği için işyerinden ayrıldığı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan fesih hakkını, resmi evlilik işleminin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılacağına ilişkin kanunun açık hükmüne uygun şekilde kullandığı anlaşılmaktadır.
28. Diğer taraftan, uyuşmazlığa uygulanması gereken hükümlere göre davacı zamanaşımı süresi henüz geçmeden 26.11.2013 tarihinde açtığından, hakkın kötüye kullanıldığından bahsedilemeyeceği, bu nedenle de  sözleşmesini haklı nedenle fesheden davacının kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varılmıştır.
29. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
30. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır..

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.11.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Yorumlar