Ana Sayfa GENEL 26 Mayıs 2021 873 Görüntüleme

Royalti Ödemeleri ve Stopaj

Gelir Vergisi Kanunu kişilerin gelirlerini yedi gelir unsuru içerisinde kavramaktadır. Her bir gelir unsurunun elde etme zamanı, safi kazancın tespitinde dikkate alınabilecek ve alınamayacak giderleri, beyana tabi olma esasları farklıdır. Gelirin bu yedili ayrımının, bir diğer kazanç vergisi olan kurumlar vergisinde de geçerliliğinin olup olmadığının belirlenmesi de vergilendirme açısından önem taşıyan bir konudur.

Bu soruya kural olarak ve özetle cevap vereyim. Kurumlar vergisinde böyle bir soruya ancak mükellef statüleri açısından cevap verilebilir. Tam mükellef kurumların bütün kazançları kurum kazancı adı verilen bir pota içerisinde ve Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hükümlerine göre yıllık beyan esasında vergilendirilir. Dolayısıyla, yedili gelir unsuru ayırımı tam mükellefler için geçerli değildir. Dar mükelleflere gelince; onları da ikiye ayırmak gerekir. Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi olan dar mükelleflerin vergilendirilmesi de –Türkiye’de elde edilen kazançlarla sınırlı olarak – tam mükelleflerle aynı esaslara tabi olup, yıllık beyan esasındadır. Ancak dar mükellefin Türkiye’de daimi temsilcisi veya iş yerinin bulunmadığı hallerde, vergilendirme için tek yöntem stopaj olarak karşımız çıkmaktadır. Stopaj esasında vergilendirme yapılması ise yedi gelir unsuru ayrımının devreye girmesi ile mümkündür.

Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi olmayan dar mükelleflere yapılacak ödemelere uygulanacak vergi kesintisi ise Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinde ve konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ve bu Kararda değişiklikler öngören Cumhurbaşkanı Kararları ile düzenlenmiştir.

Anılan maddeye göre Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi olmayanların (veya var olup da bunların vasıtası olmaksızın) Türkiye’den elde ettikleri kazanç ve iratlarından stopaja tabi olması öngörülenlerinden biriside royalti (royalty) adı verilen gayri maddi hak (gmh) ödemeleridir.

Gmh ödemeleri, sinema ve televizyon filmlerinin gösterim ve yayın hakkı, lisans, know-how, patent, telif, royalti, dizayn, imalat prosesleri vb. hakların kiraya verilmesi veya devri karşılığında yapılan ödemelerdir.

İthal eşyanın satış koşulu gereği olarak alıcının doğrudan veya dolaylı olarak ödemesi gereken, fiilen ödenen veya ödenecek fiyata dâhil edilmemiş olan royalti, marka ve lisans ödemelerinin, ithal eşyanın gümrük vergisi matrahını oluşturan gümrük kıymetinin hesabında da dikkate alınması gerekmektedir (Gümrük Kanunu md. 27/1c). Ancak Türkiye’de çoğaltma hakkı için yapılan ödemeler ile Türkiye’ye ihraç amacıyla satışlarda satış koşulu olmaksızın alıcının dağıtım veya tekrar satış için yaptığı ödemeler dikkate alınmaz (Gümrük Kanunu md. 27/5). Başka bir anlatımla royalti veya lisans ödemesi ithal edilen malın bedelinden ayrı ve bağımsız olarak (müstakil bir hizmet bedeli olarak) ödeniyorsa, gümrük kıymetinin hesabında dikkate alınmaz.

Gmh ödemelerinin hangi hallerde ithal eşyanın gümrük kıymetine nasıl ekleneceği konusunda ayrıntılı düzenleme ise Gümrük Yönetmeliği’nin 56. maddesinde yer almıştır. Konumuz bu ayrıntıyı içermediğinden, detaylarına burada girmiyorum.

Makalenin Tamamı İçin Buraya Tıklayınız

Kaynak: Bumin Doğrusöz – https://www.dunya.com/kose-yazisi/royalti-odemeleri-ve-stopaj/622236

.

Yorumlar