29 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan iki ayrı Cumhurbaşkanı Kararı ile hem gelir vergisi uygulamaları hem de işsizlik sigortası kapsamında devlet katkısı oranları bakımından önemli düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu kararlar, doğrudan mükelleflerin vergisel yükümlülüklerini ve işveren maliyetlerini etkileyen niteliktedir.
İlk karar, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alan bazı oranlara ilişkin düzenlemeleri içerirken; ikinci karar, İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında devlet katkı oranının belirlenmesine yöneliktir.
1. Gelir ve Kurumlar Vergisi Kapsamındaki Düzenleme (Karar Sayısı: 11257)
Cumhurbaşkanı Kararı ile;
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesi
- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin 1 numaralı bendinin (i) alt bendi ve 10. maddesi
kapsamında yer alan bazı oranların belirlenmesine ilişkin önceki kararın yürürlüğe konulması sağlanmıştır.
Bu düzenleme teknik olarak şu anlama gelmektedir:
- Gelir vergisinde istisna ve indirim oranları,
- Kurumlar vergisinde özellikle kazanç istisnaları ve indirim uygulamaları,
Cumhurbaşkanına verilen yetki çerçevesinde yeniden belirlenmiş veya mevcut düzenlemenin yürürlüğü devam ettirilmiştir.
Bu tür kararlar genellikle:
- Temettü gelirlerinde istisna oranı,
- Yatırım teşvikleri kapsamında indirimler,
- Ar-Ge ve finansman giderleri gibi kalemlerde uygulanacak oranlar
üzerinde etkili olmaktadır.
Dolayısıyla bu karar, doğrudan mükelleflerin:
- Vergi matrahını,
- Ödenecek vergiyi,
- Planlama stratejilerini
etkileme potansiyeline sahiptir.
2. İşsizlik Sigortası Devlet Payına İlişkin Düzenleme (Karar Sayısı: 11258)
İkinci Cumhurbaşkanı Kararı ise:
- 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 49. maddesi kapsamında
- Devlet tarafından ödenecek katkı payının belirlenmesine ilişkindir.
Bilindiği üzere işsizlik sigortası primleri üçlü yapıdan oluşmaktadır:
- İşçi payı
- İşveren payı
- Devlet payı
Bu karar ile:
- Devletin sisteme ne oranda katkı sağlayacağı yeniden belirlenmiş,
- Böylece dolaylı olarak işveren maliyetleri ve fon dengesi üzerinde etkili bir düzenleme yapılmıştır.
Bu tür değişikliklerin sonuçları şunlar olabilir:
- İşveren üzerindeki prim yükünün dolaylı değişimi
- İşsizlik Sigortası Fonu’nun sürdürülebilirliği
- İşsizlik ödeneği politikalarının finansmanı
Özellikle mali müşavirler açısından bu tür kararlar:
- MUHSGK hesaplamaları,
- personel maliyet analizleri,
- bütçeleme süreçleri
bakımından doğrudan önem taşımaktadır.
SONUÇ
29 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan bu iki Cumhurbaşkanı Kararı birlikte değerlendirildiğinde;
- Bir yandan vergi sistemine ilişkin oran belirleme yetkisinin aktif kullanıldığı,
- Diğer yandan sosyal güvenlik sisteminin finansmanına yönelik devlet katkısının yeniden düzenlendiği
görülmektedir.
Bu kararlar;
- Vergi planlaması yapan mükellefler,
- Personel maliyetlerini yöneten işletmeler,
- Beyan ve bordro süreçlerini yürüten mali müşavirler
açısından dikkatle takip edilmesi gereken düzenlemelerdir.
Özellikle uygulamada;
- Güncel oranların muhasebe sistemlerine doğru tanımlanması,
- Beyanname ve bordro süreçlerinde hataya düşülmemesi,
- Mükelleflere doğru maliyet analizi yapılması
büyük önem arz etmektedir.
Bu iki kararın uygulamaya etkisini örnek hesaplamalarla (bordro, vergi avantajı, maliyet analizi)
1. Gelir ve Kurumlar Vergisi Düzenlemesine İlişkin Örnek
Cumhurbaşkanı Kararı (11257) ile belirlenen oranların uygulamada etkisini basit bir senaryo üzerinden inceleyelim.
Örnek 1: Temettü Geliri İstisnası Etkisi
Bir gerçek kişinin 2026 yılında bir anonim şirketten:
- 1.000.000 TL brüt temettü geliri elde ettiğini varsayalım.
Mevcut sistemde (örnekleme amacıyla %50 istisna üzerinden):
- İstisna: 1.000.000 x %50 = 500.000 TL
- Vergiye tabi tutar: 500.000 TL
Eğer Cumhurbaşkanı Kararı ile bu oran:
- %50’den %75’e çıkarılmış olsaydı (varsayımsal analiz):
Yeni durum:
- İstisna: 1.000.000 x %75 = 750.000 TL
- Vergiye tabi tutar: 250.000 TL
Sonuç:
- Vergi matrahı 500.000 TL’den 250.000 TL’ye düşer
- Bu da ciddi bir vergi avantajı yaratır
Cumhurbaşkanı kararları, doğrudan mükellefin cebine giren net geliri değiştirebilir.
Örnek 2: Kurumlar Vergisi İndirimi Etkisi
Bir şirketin:
- Ticari kazancı: 5.000.000 TL
Varsayalım ki ilgili düzenleme kapsamında:
- %10 ilave indirim hakkı doğuyor
Hesaplama:
- İndirim: 5.000.000 x %10 = 500.000 TL
- Yeni matrah: 4.500.000 TL
Kurumlar vergisi (%25 varsayalım):
- Eski vergi: 5.000.000 x %25 = 1.250.000 TL
- Yeni vergi: 4.500.000 x %25 = 1.125.000 TL
Vergi avantajı:
125.000 TL daha az vergi
2. İşsizlik Sigortası Devlet Payı Düzenlemesine İlişkin Örnek
Cumhurbaşkanı Kararı (11258) ile devlet katkı oranının belirlenmesi, doğrudan işveren maliyetlerini etkiler.
Örnek 3: Bordro Üzerinden Etki Analizi
Bir çalışan için:
- Brüt ücret: 30.000 TL
Standart işsizlik sigortası oranları:
- İşçi: %1 → 300 TL
- İşveren: %2 → 600 TL
- Devlet: %1 → 300 TL
Toplam fon: 1.200 TL
Senaryo: Devlet katkısı artırılırsa (örneğin %1 → %2)
Yeni durum:
- Devlet payı: 30.000 x %2 = 600 TL
Toplam fon:
- 300 (işçi) + 600 (işveren) + 600 (devlet) = 1.500 TL
Etkisi:
✔ İşveren yükü değişmez
✔ Fon güçlenir
✔ İşsizlik ödeneği kapasitesi artar
Senaryo: Devlet katkısı düşürülürse (örneğin %1 → %0,5)
- Devlet payı: 150 TL
Toplam fon:
- 300 + 600 + 150 = 1.050 TL
Etkisi:
Fon zayıflar
Uzun vadede işsizlik ödeneği baskı altına girer
İşveren üzerinde dolaylı baskı oluşabilir
3. Mali Müşavir Açısından Kritik Noktalar
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, uygulamada dikkat edilmesi gerekenler:
Vergi tarafında:
- İstisna ve indirim oranları mutlaka kontrol edilmeli
- Beyanname öncesi güncel oranlar teyit edilmeli
- Özellikle temettü ve kurum kazancı planlaması yapılmalı
SGK tarafında:
- Bordro programlarında oranlar güncellenmeli
- MUHSGK hesaplamaları kontrol edilmeli
- İşveren maliyet analizleri revize edilmeli
GENEL DEĞERLENDİRME
Bu düzenlemeler “küçük oran değişiklikleri” gibi görünse de;
Büyük hacimli işletmelerde
Yüksek kazançlı mükelleflerde
Personel sayısı fazla olan firmalarda
çok ciddi parasal sonuçlar doğurur.