Ana Sayfa GENEL 26 Mart 2021 1163 Görüntüleme

Danıştay Kararına Göre, Bankalar Hesap İşletim Ücreti Alabilir.

Danıştay 10. Daire Başkanlığının 02.11.2020 tarih ve 2020/3253 E.  ,  2020/4360 K. kararı ile Hesap İşletim Ücretinin alınmasına devam edebilir yönünde karar verilmiştir. 

İlgili Karar Metni aşağıda sunulmuştur.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/3253 E.  ,  2020/4360 K.

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3253
Karar No : 2020/4360

DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurumu
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

DAVANIN KONUSU : 03/10/2014 tarih ve 29138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının, 13. maddesinin 1. fıkrasının, Ek-1 listesinde bulunan “1.1 Tahsis Ücreti, 2.1 Hesap İşletim Ücreti, 4.4 Nakit Avans Çekim Ücreti, 5.7 Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler” adı altındaki ücretlerin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Yönetmeliğin Anayasa’nın “Tüketicilerin korunması” başlıklı 172. maddesinde düzenlenen “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.” hükmüne ve davalı idareye bu konuda yetki veren 6502 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olduğu, kredi kuruluşlarının faaliyetleri kapsamında ortaya çıkan masrafların ve ücretlerin tüketicilere yansıtılmasına ilişkin düzenlemeler Anayasa ve ilgili Kanun’un ruhuna aykırı olduğu ve tüketiciyi koruyacak şekilde düzenlenmediği için davanın açıldığı, dava konusu Yönetmelik maddeleri ile kredi kuruluşlarınca herhangi bir gidere dayanmayan, kanıtlanamayan, zorunlu olmayan ve belgeye dayanmayan ücret kalemleri yansıtılarak, finansal tüketicilerin önceden bilemedikleri sürpriz ek maliyetlere katlanmak zorunda bırakıldıkları, bu durumun ulusal mevzuat yanında evrensel tüketici haklarından olan “bilgilenme hakkı” açısından yoksunluk sebebi olduğu ve tüketicilerin haksız şartlarla karşı karşıya bulunduğu ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin 3. fıkrasında faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türlerinin belirlenmesi için Kuruma görev verildiği, Yönetmeliğin hazırlanmasında Kurum tarafından kredi kuruluşlarının faiz oranı belirlenirken faizin ayrı masrafların ayrı kalemler halinde belirlenmesi yönteminin benimsendiği, Yönetmeliğin iptal edilmesi durumunda bu masrafların faiz oranına yansıtılacağı, bu sebeple faizin masraf kalemlerini içermediği bir sistemin seçildiği, bu seçimin yargısal denetime konu edilmesinin yerindelik denetimi olacağı, mer’i mevzuatımızda da faiz oranları belirlenirken masrafların buna dahil edilmediği, tüketicinin kafasını karıştırabilecek, işlem anında değişik isimler altında talep edilebilecek ücretler yasaklanarak, tüm bu ücretlerin yerine “tahsis ücreti” gibi tek bir isim altında ve kredi anapara tutarının binde beşi ile sınırlı olacak şekilde tüketicinin lehine bir düzenleme getirildiği; kredi tahsis ücretinin, tüketicinin kredi ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlayan sistemin işletilmesi ve operasyonel sürecin yönetilmesi amacıyla alınacağı hüküm altına alınarak, tüketicinin bu ücretin haksız olup olmadığını kontrol etmesine imkân sağlandığı, hesap işletim ücreti ile para transfer işlemlerinin nitelik olarak farklı işlemler olduğu ve farklı maliyetler gerektirdiği, bu sebeple de mükerrer ücretlendirme olmadığı, Yönetmelikle düzenleme yapılmadan önce her hesap için ayrı tahakkuk ettirilen hesap işletim ücretinin hesap sayısından bağımsız şekilde müşteri bazında tahakkuk ettirilebileceğinin hüküm altına alındığı, Yönetmeliğin bilgilendirmeye ilişkin hükümleri çerçevesinde finansal tüketici tarafından öngörülebilir bir hesap işletim ücretinin uygulamaya geçirildiği, nakit avans çekim işleminde kredi kuruluşunun belirli bir miktar parayı, birçok lokasyonda ve para çekme makinelerinde sürekli hazır bulundurması gerektiği için belirli bir maliyetinin bulunduğu ve bu maliyet faize dahil olmadığından Yönetmelikte bu masrafa yer verildiği, kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan ödemelerin, tüketiciler tarafından net şekilde görülebilmesi için listede yer aldığı, ayrıca tüketiciden ücret talep edilemeyeceği, bu sebeple ücret değil ödeme olarak isimlendirildiği, açıklanan sebeplerle dava konusu düzenlemelerin Kanun’a, kamu menfaatine, idarenin takdir yetkisi prensibine ve hizmet gereklerine uygun olduğu, davanın reddinin gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyulmasının gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ : Dava, 3.10.2014 günlü, 29138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının, 13. maddesinin 1. fıkrasının, Ek-1 listesinde bulunan “1.1. Tahsis Ücreti”, “2.1. Hesap İşletim Ücreti”, “4.4. Nakit Avans Çekim Ücreti”, “5.7. Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler” adı altında düzenlenen ödemelerin iptali istemiyle açılmıştır.
28.11.2013 günlü, 28835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesinin 3. fıkrasında;” Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” kuralı getirilmiştir.
Anılan düzenlemeye dayalı olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından bazı maddeleri bu davaya konu edilen Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul Esaslar Hakkında Yönetmelik çıkarılmış ve 3.10.2014 günlü, 29138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmeliğin 1. maddesinde bu Yönetmeliğin amacının, kuruluşlar tarafından finansal tüketicilere sunulan ürün veya hizmetlere ilişkin olarak faiz veya kâr payı dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usûl ve esasları belirlemek olduğu vurgulanmış; 4. maddesinde ise, kuruluşların; “Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşları”; ücretin de; “Finansal tüketiciden faiz, kâr payı, vergi, fon ve benzeri yasal giderler dışında talep edilen ücret, komisyon, masraf ve benzeri adlar altındaki her türlü parasal tutarı” ifade edeceği belirtilmiştir.
Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasında; “Finansal tüketicilere kullandırılacak krediler için kredi ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlayan sistemin işletilmesi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesi amacıyla alınan tahsis ücreti dışında … başkaca bir ücret alınamaz” düzenlemesi; 13. maddesinin 1. fıkrasında; “… Hesap işletim ücreti, finansal tüketicinin hesap sayısına bağlı olmaksızın müşteri bazında ilgili kuruluşun belirlediği dönemlerde tahakkuk ve tahsil edilebilir… ” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, Yönetmeliğin dava konusu edilmeyen 6. maddesinde, bu Yönetmelik ve ekinde yer alanların dışında herhangi bir ürün ve hizmet için ücret alınamayacağı vurgulanmış; Ek-1’de alınabilecek ücretler arasında “1.1. Tahsis Ücreti”ne, “2.1. Hesap İşletim Ücreti”ne, “4.4. Nakit Avans Çekim Ücretine” ve “5.7. Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler”e yer verilmiş; böylece, kredi verilen kuruluşların sayılan ücretleri almalarına olanak sağlanmıştır.
Her biri özel hukuk tüzel kişisi olan kredi veren kuruluşlar ile kredi alan gerçek ve tüzel kişiler arasında serbest iradeleriyle gerçekleştirilen kredi sözleşmelerinin özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Bu çerçevede, taraflar sözleşmede öngörülmek suretiyle, sözleşme hukukunun genel çerçevesi içerisinde ilişki kurabilirler. Dolayısıyla, tarafların sözleşme özgürlüğüne müdahale niteliğindeki idari düzenlemeler hukuka aykırı olur.
Diğer taraftan kâr amacıyla kurulmuş birer özel hukuk tüzel kişisi olan kredi veren kuruluşlar, kredi verdikleri müşterilerinden kredi faizi tahsil ederlerken, bu faaliyet için, yani kredi işlemini gerçekleştirirken genel olarak bir külfete katlanmaktadırlar. Buna göre, kredi veren kuruluşların genel olarak katlanmış oldukları bu külfet ve masrafların da tüketiciye yansıtılması doğaldır.
Ancak, Yargıtay’ın tüketici hukukunu da dikkate alarak kredi sözleşmeleriyle ilgili verdiği; kredi veren kuruluşun, tüketicilerden sadece zorunlu, makul ve belgelendirilebilen masrafları isteyebileceğine ilişkin kararlar, yerleşik içtihat haline gelmiştir. Kaldı ki, kredi veren kuruluşların kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir talepte bulunamayacağı Yasada da açıkça vurgulanmıştır.
Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul Esaslar Hakkında Yönetmelikte, dava konusu edilen maddelerinde yer alan ödeme ve ücretlerin hangi durumlarda, ne ölçüde alınabileceği, niteliği, açıkça sebebi ve kapsamının ne olduğu düzenlenmemiştir.
Buna göre, davaya konu düzenlemeler, Yönetmeliğin dayanağı olan 6502 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin 3. fıkrasına, ayrıca bu konuda yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil etmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile davaya konu yönetmelik maddelerinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrası ve Ek-1 listesinde bulunan “2.1 Hesap İşletim Ücreti”ne yönelik kısmının iptali, diğer düzenlemeler yönünden davanın reddi yolundaki Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/02/2018 tarih ve E:2014/9570, K:2018/1194 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2019 tarih ve E:2018/4435, K:2019/4109 sayılı kararı ile bozulduğu görülmekle, bozma kararına uyularak, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından finansal tüketicilere sunulan ürün veya hizmetlere ilişkin olarak faiz veya kâr payı dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usûl ve esasları belirlemek amacıyla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin 3. fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 03/10/2014 tarih ve 29138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Tüketici ve konut finansmanı kredilerine ilişkin ücretler” başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, “Finansal tüketicilere kullandırılacak krediler için kredi ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlayan sistemin işletilmesi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesi amacıyla alınan tahsis ücreti dışında, istihbarat ücreti, kredi işlem fişi ücreti, ödeme planı değiştirme ücreti, değişken taksitli ödeme planı ücreti gibi her ne ad altında olursa olsun başkaca bir ücret alınamaz. Kredi tahsis ücreti, kullandırılan kredi anaparasının binde beşini geçemez. Kurul, gerekli gördüğü hallerde bu sınırı artırmaya ve azaltmaya yetkilidir.”; “Mevduat ve katılım fonu işlemleri” başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, “Hesap işletim ücreti, finansal tüketicinin hesap sayısına bağlı olmaksızın müşteri bazında ilgili kuruluşun belirlediği dönemlerde tahakkuk ve tahsil edilebilir. Hesabın yıl içerisinde kapatılması hâlinde, hesabın açık olduğu döneme tekabül eden ücret alınabilir. Hesap açma ve kapama işlemleri ile hesap cüzdanı yazdırma işlemlerinden herhangi bir ücret alınamaz.” düzenlemelerine yer verilmiş; Yönetmeliğin ekinde yer alan “Ek-1 Ürün veya Hizmet Sınıflandırmaları” başlıklı listede de başka bir takım ücretlerle birlikte “1.1 Tahsis Ücreti, 2.1 Hesap İşletim Ücreti, 4.4 Nakit Avans Çekim Ücreti, 5.7 Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler” sayılmıştır.
Yönetmeliğin yukarıda yer verilen düzenlemelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT : 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Bu Kanun’un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.” hükmüne; 4. maddesinin dava konusu Yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlükte bulunan 3. fıkrasında ise “Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından hazırlanan dava konusu Yönetmelik’te kuruluşlar tarafından finansal tüketicilere sunulan ürün veya hizmetlere ilişkin olarak faiz veya kâr payı dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlar ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş; Yönetmelik ile bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından ücretlendirilebilecek olan ürün ve hizmetler Ek-1’de belirlendikten sonra, 6. maddesinde, bu Yönetmelik ve Ek’inde yer alanlar dışında herhangi bir ürün veya hizmet için ücret talep edilemeyeceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 4. fıkrasında da idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği ancak Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmış; böylece Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bir banka veya finans kuruluşu nezdinde hesap açıldığında, müşterilere parasının muhafaza edilmesi, para yatırma veya çekme gibi hesap işlemlerini, hesap özeti temin etme, bakiye görüntüleme, müşteri hesaplarına ait bilgilerin en güncel haliyle ve aynı zamanda tarihsel olarak sistemlerde ve yasal düzenlemeler çerçevesinde belge ve dokümanların fiziki arşivlerde saklanmasının ve gerektiğinde ilgili makamlara ve müşterilere iletilmesinin sağlanması gibi birden çok finansal hizmetin ücretsiz sağlandığı, ayrıca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamında olan hesaplar için prim ödendiği hususları da göz önüne alındığında; ekonomik hayatta önemli bir yere sahip olan bankalar ve finans kuruluşlarının, ekonomik büyümeye finansman sağladığı ve sürdürülebilir sağlıklı ekonomilerin temelini oluşturduğu görülmektedir.
Bu itibarla, kamusal gözetim ve denetim altında bulunan bankalar ve finans kuruluşlarının tüketici kredilerinden kaynaklanan bir takım masraflarını, sadece faiz kalemi içerisinde yansıtmasının beklenemeyeceği, Yönetmelik’te belirlenen sınırlar içerisinde makul, haklı ve belgeli olmak koşullarını sağlamak şartıyla bir takım masraf ve ücretleri tüketicilerden talep edebilecekleri açık olup, bu kapsamda bir kısım masrafları karşılamak amacıyla “hesap işletim ücreti” adı altında ücret alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrası ve Ek-1 listesinde bulunan “2.1 Hesap İşletim Ücreti”ne ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen … TL temyiz yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

İlginizi çekebilir

Vergi Usulde Neler Değişiyor?

Vergi Usulde Neler Değişiyor?