DOLAR
Alış: 48.14
Satış: 48.33
EURO
Alış: 55.82
Satış: 56.04
GBP
Alış: 65.08
Satış: 65.56
Örtülü Sermayede Sonradan Vergi Ödenmesi İade Hakkı Doğurur mu?/ Şenol DÖNDER – SMMM
Danıştay 3. Dairesinin 16.12.2025 Tarihli Kararı
1. Giriş
Örtülü sermaye uygulaması, kurumlar vergisi sisteminin en teknik ve uygulamada en fazla tereddüt yaratan alanlarından biridir. Özellikle ilişkili şirketler arasında kullanılan borçların örtülü sermaye kapsamına girmesi halinde, borç alan şirket tarafından ödenen faizin gider kabul edilmemesi, buna karşılık borç veren şirket açısından aynı tutarın gelir olarak vergilendirilmesi, bazı durumlarda aynı ekonomik kazancın iki ayrı kurum bünyesinde vergilenmesi sonucunu doğurabilmektedir.
Danıştay 3. Dairesinin 16.12.2025 tarihli, E.2025/4695, K.2025/5580 sayılı kararı, işte bu noktada son derece önemli bir hukuki yaklaşım ortaya koymuştur. Kararda, örtülü sermaye kullanan şirketin ilgili yılda zarar etmiş olması nedeniyle kurumlar vergisi ödememiş olsa dahi, faiz giderinin kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmasının sonraki yıllara devreden zararı azaltması ve şirketin ilerleyen yıllarda kâra geçerek kurumlar vergisi ödemesi halinde, borç veren şirket açısından düzeltme ve vergi iadesi hakkının doğabileceği kabul edilmiştir.
Bu yönüyle karar, yalnızca somut uyuşmazlığın çözümü bakımından değil; grup şirketleri, iştirakler, holding yapıları ve ilişkili şirketler arasındaki finansman işlemleri açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir içtihattır.
2. Uyuşmazlığın Temelinde Ne Bulunuyor?
Davacı bir banka, ilişkili olduğu bir şirkete borç vermiş ve söz konusu borcun bir kısmı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12. maddesi kapsamında örtülü sermaye niteliğini kazanmıştır.
Borç veren banka, bu borç nedeniyle 2019 yılında faiz geliri elde etmiş ve söz konusu faiz gelirini kendi kurumlar vergisi matrahına dahil ederek vergisini ödemiştir.
Borcu kullanan ilişkili şirket ise 2019 yılında zarar etmiştir. Dolayısıyla şirket tarafından faiz gideri kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmış olmakla birlikte, şirket zarar beyan ettiği için o yıl fiilen ödenecek kurumlar vergisi oluşmamıştır.
Ancak ilişkili şirket daha sonraki dönemde, yani 2022 yılında kâra geçmiş, tasfiyesini tamamlamış ve beyan ettiği kazanç üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini ödemiştir.
Bunun üzerine borç veren banka şu görüşü ileri sürmüştür:
2019 yılında faiz olarak vergilendirdiği tutar, örtülü sermaye hükümleri nedeniyle gerçekte dağıtılmış kâr payı sayılmalıdır. Borcu kullanan şirket de sonradan kâra geçmiş ve vergisini ödemiştir. Dolayısıyla söz konusu faiz gelirinin borç veren kurum açısından iştirak kazancı istisnasına tabi tutulması ve 2019 yılında ödenen fazla kurumlar vergisinin iade edilmesi gerekir.
Banka bu nedenle 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesini düzeltmiş ve daha önce ödediği kurumlar vergisinin iadesini talep etmiştir. Vergi idaresinin talebi reddetmesi üzerine dava açılmıştır.
3. Örtülü Sermaye Nedir?
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12. maddesine göre, bir kurumun ortaklarından veya ortaklarla ilişkili kişilerden doğrudan ya da dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandığı borcun, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, diğer şartların da bulunması halinde örtülü sermaye sayılmaktadır.
Örtülü sermaye olarak kabul edilen bölüm üzerinden ödenen veya hesaplanan;
- faiz,
- kur farkı,
- benzeri finansman giderleri
borç alan şirket açısından kural olarak kurum kazancından indirilemez.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11/1-b maddesi açık biçimde örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceğini düzenlemektedir.
Buraya kadar olan bölüm borç alan şirketle ilgilidir.
Asıl önemli düzenleme ise Kanun’un 12/7. maddesinde bulunmaktadır.
4. Faiz Nasıl Kâr Payına Dönüşüyor?
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12/7. maddesi uyarınca örtülü sermaye üzerinden hesaplanan kur farkı hariç faiz ve benzeri ödemeler, hem borç alan hem de borç veren açısından, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılmaktadır.
Bu düzenlemenin altında çok önemli bir vergi mantığı bulunmaktadır.
Normal şartlarda işlem şudur:
Borç alan şirket:
Faiz gideri yazar.
Borç veren şirket:
Faiz geliri yazar.
Ancak borcun örtülü sermaye niteliğinde olduğu tespit edildiğinde vergi hukuku, ekonomik olarak bu finansmanın belirli bölümünü normal bir borç ilişkisi olarak görmemektedir.
Bu nedenle borç alan şirket açısından faiz gideri kabul edilmemekte; borç veren açısından ise söz konusu faiz, gerekli koşullar oluştuğunda kâr payı olarak yeniden sınıflandırılmaktadır.
Danıştay da kararında bu mekanizmayı ayrıntılı biçimde açıklamaktadır. Daireye göre örtülü sermaye sayılan faiz ve benzeri tutarlar, borç kullanan şirkette gider yazılması ve borç veren şirkette gelir kaydedilmesi şeklinde gerçekleştirilen vergilendirme işlemleri yönünden, “kâr payı sayılma” durumuna göre düzeltilmelidir.
5. Neden Böyle Bir Düzeltmeye İhtiyaç Var?
Kanunun amacı esas itibarıyla mükerrer vergilendirmeyi önlemektir.
Kanun gerekçesinde de açıkça, örtülü sermaye nedeniyle indirimi reddedilen borçlara ilişkin faizlerin, mükerrer vergilemeyi önlemek amacıyla elde eden açısından kâr payı olarak yeniden sınıflandırılmasının ve buna göre gerekli düzeltmelerin yapılmasının amaçlandığı belirtilmektedir.
Örneğin:
A Şirketi, ilişkili B Şirketinden borç almış olsun.
Borcun bir kısmı örtülü sermaye kabul edilsin.
A Şirketi:
1.000.000 TL faiz gideri kaydetmiş olsun.
Örtülü sermaye nedeniyle bu 1.000.000 TL giderin indirimi kabul edilmeyecektir.
Dolayısıyla A Şirketinin vergilendirilebilir kazancı 1.000.000 TL artırılacaktır.
Diğer taraftan B Şirketi de aynı 1.000.000 TL’yi faiz geliri olarak kaydetmiş ve kurumlar vergisi ödemişse, aynı ekonomik tutar;
- A Şirketi bünyesinde gider reddi yoluyla,
- B Şirketi bünyesinde gelir olarak
vergilendirilmiş olacaktır.
İşte Kanun’un 12/7. maddesindeki düzeltme mekanizması bu sonucu önlemeyi amaçlamaktadır.
6. Davadaki Asıl Tartışma Neydi?
Uyuşmazlığın kilit noktası şuydu:
Borcu kullanan şirket 2019 yılında zarar ettiği için o yıl kurumlar vergisi ödememiştir. Daha sonra, 2022 yılında kâra geçerek vergi ödemiştir. Bu daha sonraki ödeme, borç veren şirketin 2019 yılı için düzeltme ve iade talep etmesine yeterli midir?
İdare ile mükellef arasındaki temel görüş ayrılığı burada ortaya çıkmıştır.
7. İlk Derece Vergi Mahkemesi Ne Dedi?
İlk derece Vergi Mahkemesi mükellefi haklı bulmuştur.
Mahkeme, borcu kullanan şirketin 2022 yılında kâra geçerek vergisini ödediğini dikkate almış ve borç veren banka tarafından elde edilen faiz gelirinin iştirak kazancı istisnası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Bu nedenle vergi idaresinin iade talebini reddeden işlemi iptal edilmiş ve ödenen tutarın tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
8. Bölge İdare Mahkemesi Tam Tersine Karar Verdi
Bölge İdare Mahkemesi ise farklı düşündü.
Mahkemeye göre, borcu kullanan ilişkili şirketin faiz ve kur farkı giderlerini kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına eklemiş olması tek başına yeterli değildi.
Şirket, ilgili yılda zarar ettiği veya geçmiş yıl zararlarını mahsup ettiği için o dönemde kurumlar vergisi hesaplanmamıştı.
Dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesi, borç veren şirketin faiz ve kur farkı gelirleri bakımından iştirak kazancı istisnasından yararlanamayacağı sonucuna ulaştı.
Bu gerekçeyle Vergi Mahkemesinin kararı kaldırıldı ve dava reddedildi.
İşte dosya bu aşamadan sonra Danıştay 3. Dairesinin önüne geldi.
9. Danıştay’ın Yaklaşımı: Verginin Ekonomik Sonucuna Bakılmalıdır
Danıştay 3. Dairesi, konuya yalnızca “2019 yılında vergi ödenmiş mi, ödenmemiş mi?” şeklinde dar bir bakış açısıyla yaklaşmamıştır.
Kararın en önemli bölümü burada başlamaktadır.
Danıştay’a göre örtülü sermaye düzenlemesinin temel amacı, öz sermaye üzerinden faiz ödenmesine benzer sonuç doğuran işlemlerin vergi üzerindeki etkilerini ortadan kaldırmak ve aynı zamanda düzeltme sırasında meydana gelebilecek mükerrer vergilendirmeyi önlemektir.
Bunun doğal sonucu olarak Danıştay, borç alan şirketin ilgili yılda zarar etmiş olmasını tek başına düzeltmeye engel kabul etmemiştir.
10. Zararın Azalması da Vergisel Bir Sonuç Doğurur
Kararın en dikkat çekici taraflarından biri budur.
Bir şirket zarar ettiğinde kurumlar vergisi ödemeyebilir.
Ancak örneğin;
normal ticari zarar:
10.000.000 TL
örtülü sermaye faiz gideri:
2.000.000 TL
olsun.
Bu 2.000.000 TL kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alındığında şirketin mali zararı:
8.000.000 TL’ye düşebilir.
Şirket o yıl yine kurumlar vergisi ödemez.
Fakat gelecek yıllara devredeceği zarar artık 10 milyon TL değil, 8 milyon TL olacaktır.
Dolayısıyla ileride şirket kâra geçtiğinde mahsup edebileceği geçmiş yıl zararı 2 milyon TL daha az olacaktır.
Bunun sonucu olarak gelecek yıllarda şirket daha fazla kurumlar vergisi ödeyecektir.
Danıştay’ın yaklaşımının merkezinde tam olarak bu ekonomik sonuç bulunmaktadır.
11. Danıştay’ın Çok Önemli Tespiti
Danıştay kararında esas itibarıyla şu sonuca ulaşmıştır:
Örtülü sermaye kullanan şirketin faiz giderini kanunen kabul edilmeyen gider olarak kaydetmesi ve daha sonra kâra geçerek kurumlar vergisi ödemesi halinde, söz konusu giderin şirket bünyesinde vergilendirilmiş olduğu kabul edilmelidir.
Bunun karşılığında, aynı faiz gelirini daha önce kendi kurumlar vergisi matrahına dahil eden borç veren kurum açısından iade hakkı doğacaktır.
Bu tespit kararın en önemli hukuki sonucudur.
12. Aksi Durumda Aynı Tutar İki Defa Vergilenmiş Olacaktı
Danıştay, aksi yorumun doğuracağı sonucu da açık biçimde ortaya koymaktadır.
Borcu kullanan şirketin zararının, örtülü sermaye faizinin KKEG olarak dikkate alınması nedeniyle azalması, şirketin sonraki yıllarda daha fazla vergi ödemesine yol açmaktadır.
Aynı faiz geliri, borç veren şirket tarafından da daha önce kurumlar vergisi matrahına dahil edilmişse aynı ekonomik tutar iki tarafta da vergilenmiş olacaktır.
Danıştay bunun mükerrer vergilendirme anlamına geleceğini ve Kanun’un amacına aykırı olacağını değerlendirmiştir.
Bu değerlendirme, kararın yalnızca lafzi değil, aynı zamanda amaçsal bir yorum üzerine kurulduğunu göstermektedir.
13. Somut Olayda Danıştay Ne Karar Verdi?
İlişkili şirketin 2022 yılında kâra geçtiği ve tahakkuk eden kurumlar vergisini ödediği dosyada tespit edilmiştir.
Bunun üzerine Danıştay;
borç veren banka tarafından 2019 yılında faiz geliri nedeniyle tahakkuk ettirilip ödenen kurumlar vergisinin iadesi talebinin reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Sonuç olarak:
Temyiz istemi kabul edilmiş, Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin kararı bozulmuştur.
Karar 16 Aralık 2025 tarihinde oyçokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.
14. Kararın Muhasebe ve Vergi Uygulaması Açısından Önemi
Kararın uygulamadaki etkisini özellikle grup şirketleri bakımından değerlendirmek gerekir.
Bir ilişkili şirket diğer bir ilişkili şirkete finansman sağlıyor ve söz konusu borç örtülü sermaye kapsamına giriyorsa yalnızca borç alan şirketin ilgili yıl beyannamesine bakılması yeterli olmayabilir.
Aşağıdaki süreç birlikte izlenmelidir:
1. Borcun örtülü sermaye niteliğinde olup olmadığı belirlenmelidir.
2. Örtülü sermayeye isabet eden faiz tutarı hesaplanmalıdır.
3. Borç alan şirket söz konusu faiz giderini KKEG olarak dikkate almalıdır.
4. Borç veren şirketin bu faiz gelirini hangi yılda matrahına dahil ettiği belirlenmelidir.
5. Borç alan şirket ilgili yılda zarar etmişse, faiz giderinin KKEG olarak dikkate alınmasının devreden mali zararı ne kadar azalttığı takip edilmelidir.
6. Şirket sonraki yıllarda kâra geçtiğinde bu zarar azalmasının fiilen kurumlar vergisi ödenmesine neden olup olmadığı incelenmelidir.
7. Gerekli şartların oluşması halinde borç veren şirket yönünden düzeltme beyannamesi ve vergi iadesi imkânı değerlendirilmelidir.
Danıştay kararı özellikle beşinci ve altıncı maddelerdeki takibin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
15. Basit Bir Örnekle Kararın Etkisi
A Şirketinin B Şirketine 2026 yılında borç verdiğini varsayalım.
Örtülü sermayeye isabet eden faiz:
5.000.000 TL
olsun.
B Şirketi bu faizi muhasebede gider kaydetmiş ancak örtülü sermaye nedeniyle beyannamede:
5.000.000 TL KKEG
olarak dikkate almıştır.
B Şirketinin KKEG öncesi mali zararı:
20.000.000 TL
ise KKEG sonrasında devreden zararı:
15.000.000 TL
olacaktır.
B Şirketi 2026 yılında yine kurumlar vergisi ödemez.
Borç veren A Şirketi ise 5.000.000 TL faiz gelirini kendi kurumlar vergisi matrahına dahil etmiş ve vergisini ödemiştir.
Sonraki yıl B Şirketinin:
25.000.000 TL kazanç elde ettiğini varsayalım.
Geçmiş yıl zararı 20 milyon TL olsaydı yalnızca 5 milyon TL üzerinden vergi hesaplanabilecekken, örtülü sermaye faizinin KKEG yapılması nedeniyle taşınan zarar 15 milyon TL’ye düştüğünden:
10.000.000 TL üzerinden vergi hesaplanacaktır.
Dolayısıyla 5 milyon TL’lik örtülü sermaye faizi ekonomik olarak B Şirketi bünyesinde de vergilendirilmiş olmaktadır.
Danıştay kararındaki düşünceye göre, şartların tamamının gerçekleşmesi halinde borç veren A Şirketi açısından söz konusu faiz gelirinin kâr payı niteliğine göre düzeltilmesi ve iştirak kazancı istisnası kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelebilecektir.
16. Karar “Aynı Yılda Vergi Ödenmesi Şarttır” Görüşünü Zayıflatıyor
Kararın belki de en önemli sonucu budur.
Örtülü sermayeye ilişkin düzeltme uygulamasında uzun süredir tartışılan konulardan biri, borç alan kurumun mutlaka örtülü sermaye işleminin gerçekleştiği aynı hesap döneminde kurumlar vergisi ödemiş olmasının gerekli olup olmadığıdır.
Danıştay 3. Dairesinin bu kararındaki yaklaşım, böyle dar bir yorumun benimsenmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Borç alan kurumun o yıl zarar etmesi fakat KKEG uygulaması nedeniyle gelecek yıla devreden zararının azalması ve sonraki dönemlerde kâra geçerek vergi ödemesi halinde de ekonomik anlamda vergilendirme gerçekleşmiş olabilmektedir.
Dolayısıyla değerlendirmenin yalnızca işlemin yapıldığı yıl ile sınırlandırılmaması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
17. Ancak Karar Her Durumda Otomatik İade Anlamına Gelmez
Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Bu karar;
“Örtülü sermaye varsa borç veren şirket her durumda ödediği vergiyi geri alır.”
anlamına gelmemektedir.
Somut olay bazında;
- örtülü sermayenin doğru hesaplanması,
- faiz tutarının belirlenmesi,
- borç alan şirket tarafından KKEG olarak dikkate alınması,
- geçmiş yıl zararları üzerindeki etkisinin tespit edilmesi,
- sonraki dönem kurumlar vergisinin kesinleşmesi ve ödenmesi,
- borç veren şirketin ilgili faiz gelirini gerçekten vergi matrahına dahil etmiş olması,
- iştirak kazancı istisnasının diğer koşullarının değerlendirilmesi
gerekmektedir.
Bu nedenle her şirket açısından ayrı bir hesaplama ve belge zinciri oluşturulması önem taşımaktadır.
18. Düzeltme Talebinde Hangi Belgeler Önemli Olabilir?
Bu karar doğrultusunda benzer durumda bulunan şirketlerde bir düzeltme veya iade talebi gündeme gelecekse dosyanın güçlü hazırlanması gerekir.
Özellikle;
- örtülü sermaye hesaplama tablosu,
- ilişkili şirket cari hesapları,
- borç sözleşmeleri,
- faiz hesaplama tabloları,
- borç alan şirketin ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesi,
- KKEG satırlarının ayrıntıları,
- geçmiş yıl zararlarını gösteren beyannameler,
- sonraki yıllara ait kurumlar vergisi beyannameleri,
- tahakkuk fişleri,
- verginin ödendiğini gösteren belgeler,
- borç veren şirketin faiz gelirini kaydettiğini gösteren muhasebe kayıtları,
- borç veren şirketin ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesi
birlikte incelenmelidir.
Burada yalnızca verginin ödenmiş olduğunu göstermek değil, örtülü sermaye faizinin borç alan şirketin vergi pozisyonuna nasıl etki ettiğini de rakamsal olarak ortaya koymak büyük önem taşımaktadır.
19. Kur Farkı Konusunda Dikkat
Karar incelenirken faiz ile kur farkı birbirine karıştırılmamalıdır.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12/7. maddesinde kâr payı sayılma düzenlemesi bakımından “kur farkı hariç” ifadesi bulunmaktadır. Bununla birlikte düzeltme hükümlerinin kapsamı ve tam mükellef kurumlar nezdindeki düzeltmeler açısından Kanun’un özel düzenlemeleri ayrıca dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla dövizli ilişkili şirket borçlarında faiz ve kur farkının ayrı ayrı hesaplanması ve hukuki niteliğinin ayrı değerlendirilmesi gerekir.
20. Kararın Vergi Adaleti Açısından Önemi
Danıştay’ın yaklaşımı vergilendirmede yalnızca şekle değil, işlemin gerçek ekonomik sonucuna bakılması gerektiğini göstermektedir.
Eğer bir faiz tutarı;
bir tarafta KKEG nedeniyle vergi matrahını artırıyor veya devreden zararı azaltıyor,
diğer tarafta ise aynı tutar faiz geliri olarak vergilendiriliyorsa,
sonuçta aynı ekonomik değerin iki kurum bünyesinde birden vergilendirilmesi söz konusu olabilir.
Kanun’un örtülü sermayeye ilişkin düzeltme mekanizması tam da bunu önlemek için oluşturulmuştur.
Danıştay kararında da düzenlemenin temel amacının, bir yandan örtülü sermayenin oluşturduğu vergi avantajını ortadan kaldırmak, diğer yandan yapılan düzeltmenin karşı tarafta mükerrer vergilendirme doğurmasını engellemek olduğu açık biçimde vurgulanmaktadır.
21. Karşı Oy Bulunduğu da Unutulmamalıdır
Karar oybirliğiyle değil, oyçokluğuyla verilmiştir.
Karşı oy kullanan üye, temyiz dilekçesindeki iddiaların Vergi Dava Dairesi kararının hukuki gerekçelerini ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı düşüncesiyle temyiz isteminin reddedilmesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiğini savunmuştur.
Bu durum, konunun hukuken tamamen tartışmasız olmadığını göstermektedir.
Bununla birlikte çoğunluk görüşü, mükerrer vergilendirmenin önlenmesine yönelik daha geniş ve ekonomik sonuçları dikkate alan bir yorum benimsemiştir.
22. Sonuç ve Değerlendirme
Danıştay 3. Dairesinin 16.12.2025 tarihli E.2025/4695, K.2025/5580 sayılı kararı, örtülü sermaye uygulaması bakımından son derece önemli bir değerlendirme ortaya koymaktadır.
Kararın temel mesajı özetle şöyledir:
Örtülü sermaye kullanan şirketin ilgili yılda zarar etmiş olması, borç veren şirket açısından düzeltme hakkını her durumda ortadan kaldırmaz.
Borç alan şirketin faiz giderini KKEG olarak dikkate alması nedeniyle geçmiş yıl zararları azalmış ve şirket daha sonraki yıllarda kâra geçerek kurumlar vergisi ödemişse, örtülü sermayeye ilişkin faiz ekonomik olarak borç alan kurum bünyesinde vergilendirilmiş kabul edilebilir.
Böyle bir durumda aynı faiz gelirinin borç veren kurum nezdinde de kurumlar vergisine tabi tutulmaya devam edilmesi, aynı ekonomik kazancın iki defa vergilendirilmesine yol açabilir.
Danıştay tam da bu gerekçeyle, somut olayda borç alan ilişkili şirketin 2022 yılında kâra geçip kurumlar vergisini ödemesinden sonra, borç veren bankanın 2019 yılında faiz geliri üzerinden ödediği kurumlar vergisinin iadesi talebinin reddedilmesini hukuka uygun bulmamıştır.
Bu karar özellikle grup şirketleri, holdingler ve birbirlerine finansman sağlayan ilişkili şirketler bakımından geçmiş dönem dosyalarının yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilecek niteliktedir.
Özellikle geçmiş yıllarda;
örtülü sermaye nedeniyle KKEG yapılmış, borç alan şirket zarar etmiş, borç veren şirket faiz gelirini vergilendirmiş ve borç alan şirket sonraki yıllarda kâra geçerek kurumlar vergisi ödemişse, düzeltme ve iade imkânının somut olayın şartları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Kararın ortaya koyduğu en önemli ilke ise birkaç kelimeyle şöyle ifade edilebilir:
Vergi kanunlarının amacı örtülü sermaye yoluyla vergi avantajı sağlanmasını engellemektir; aynı kazancı iki kez vergilendirmek değildir.
Benzer Yazılar
-
Örtülü Sermayede Sonradan Vergi Ödenmesi İade Hakkı Doğurur mu?/ Şenol DÖNDER – SMMM
-
Ev Kadınlarına Emeklilikte Yeni Bir Kapı mı Açılıyor? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
2027 Yılında Uygulanacak Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi: Emlak Vergisi Genel Tebliği Seri No: 90 / Şenol DÖNDER – SMMM
-
7589 Sayılı Kanun Neler Getirdi? Değişiklikler ve Yürürlük Tarihleriyle Ayrıntılı Açıklama / ŞENOL DÖNDER – SMMM
-
Akaryakıt ve LPG Sektöründe Teminat Uygulaması Değişti: 594 Sıra No.lu Tebliğ Ne Getiriyor? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
7582 Sayılı Kanunla Vergi Mevzuatında Yeni Dönem: Varlık Bildirimi, Yurt Dışı Kazanç İstisnası ve Kurumlar Vergisi Değişiklikleri/ Şenol DÖNDER – SMMM
-
VERGİ DAİRESİNE OLAN BORÇLARIN DÜŞÜK ORANLI TECİL FAİZİ İLE TAKSİTLENDİRİLMESİ/ Şenol DÖNDER – SMMM
-
7582 Sayılı Kanun Ne Getiriyor? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
İnşaat Maliyetinin Asgari İşçilik Uygulamasında Neler Değişti? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
Elektronik Genel Kurul Sistemlerinde Yeni Başvuru Süreci ve Şirketler Açısından Değerlendirilmesi / Şenol DÖNDER – SMMM
-
Vergi Teşviklerinde Kartlar Yeniden Dağıtılıyor. / Erol ÇEMBER – YMM
-
2026/13 SAYILI SGK GENELGESİ İLE ANALIK İŞ GÖREMEZLİK SÜRELERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER / Şenol DÖNDER – SMMM