DOLAR
Alış: 47.95
Satış: 48.15
EURO
Alış: 55.95
Satış: 56.17
GBP
Alış: 65.26
Satış: 65.75
Ev Kadınlarına Emeklilikte Yeni Bir Kapı mı Açılıyor? / Şenol DÖNDER – SMMM
Ev kadınlarının yıllardır sosyal güvenlik sistemi dışında kalan ev içi emeğinin sigortalılık kapsamına alınması, primlerin Hazine tarafından karşılanması ve geçmişte sigortasız geçen yıllar için borçlanma hakkı tanınmasını öngören kapsamlı bir kanun teklifi TBMM’ye sunuldu. Teklif yasalaşırsa sosyal güvenlik sisteminde oldukça önemli bir değişiklik yaşanabilir. Ancak hemen belirtelim: Düzenleme henüz kanunlaşmış değil.
Türkiye’de milyonlarca kadın yıllarca evinin işini yapıyor, çocuklarını büyütüyor, yaşlı veya hasta aile bireylerine bakıyor; ancak bütün bu emeğine rağmen sosyal güvenlik sistemi açısından çoğu zaman “çalışmıyor” kabul ediliyor.
Oysa gerçekte ortada çok ciddi bir emek var.
Sabah başlayıp gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eden, hafta sonu veya yıllık izni bulunmayan, çoğu zaman karşılığında herhangi bir ücret alınmayan bir çalışma biçiminden söz ediyoruz.
Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan yeni bir kanun teklifi, yıllardır tartışılan bu konuya oldukça farklı ve kapsamlı bir yaklaşım getiriyor.
TBMM’ye sunulan “Ev Emekçileri, Bakım Verenler, Ev İşçileri, Bakım Hakkı ve Kamusal Bakım Hizmetleri Hakkında Kanun Teklifi”, yalnızca klasik anlamda “ev kadınlarına emeklilik” düzenlemesi getirmeyi değil; ev içindeki karşılıksız emeğin sosyal güvenlik sistemi içerisinde tanınmasını amaçlıyor.
Peki teklif yasalaşırsa ne değişecek?
Evde Yapılan İş, Sosyal Güvenlik Açısından da “Emek” Sayılabilecek
Bence teklifin en dikkat çekici noktası burası.
Bugünkü sosyal güvenlik sistemimiz esas olarak kayıtlı çalışma ve ödenen primler üzerinden ilerliyor. Bir kişi herhangi bir işyerinde sigortalı olarak çalışmadığında veya kendi adına sigortalılığı bulunmadığında, ev içerisinde ne kadar yoğun çalışırsa çalışsın bu süreler emeklilik açısından prim günü oluşturmuyor.
Yeni teklif ise bu anlayışı değiştirmeyi hedefliyor.
Ev içerisinde karşılıksız olarak gerçekleştirilen bakım ve temizlik faaliyetlerinin sosyal güvenlik açısından tanınması ve belirlenen şartlarla sigortalılık süresine dahil edilmesi öngörülüyor.
Bu gerçekleşirse sosyal güvenlik sistemimiz açısından son derece önemli bir yaklaşım değişikliği ortaya çıkacaktır.
Çünkü ilk kez mesele yalnızca “bir işverene bağlı çalışma” üzerinden değil, ev içerisinde gerçekleştirilen karşılıksız emeğin de sosyal güvenlik değeri bulunduğu düşüncesi üzerinden ele alınmış olacaktır.
Primleri Kim Ödeyecek?
Elbette işin en önemli tarafı burası.
Bir kişiyi sigortalı yapmak kolaydır; asıl mesele o sigortanın priminin kim tarafından ve hangi tutar üzerinden ödeneceğidir.
Kanun teklifinde ev emekçilerinin sosyal güvenlik primlerinin Hazine tarafından karşılanmasına yönelik bir model öngörülüyor.
Dolayısıyla teklif mevcut şekliyle yasalaşırsa, kapsam içerisine alınacak kişilerin sosyal güvenlik sistemine katılımında devlet desteği çok önemli bir yere sahip olacak.
Ayrıca daha yüksek emeklilik geliri elde etmek isteyen kişilerin belirli şartlarla ilave prim ödeyebilmesine yönelik düzenlemeler de söz konusu.
Ancak burada henüz cevabı kesinleşmeyen çok önemli sorular var:
Prim hangi kazanç üzerinden hesaplanacak?
Hazine primin tamamını mı karşılayacak?
Sistemden yararlanmak için gelir kriteri aranacak mı?
Daha önce çalışmış olan kadınlarla hiç sigortalı olmamış kadınlar arasında farklı uygulama olacak mı?
Ev kadını olarak geçirilen sürenin nasıl ispatlanacağı konusunda hangi belgeler istenecek?
Bütün bunlar teklifin yasalaşması halinde uygulamanın kaderini belirleyecek ayrıntılar olacaktır.
Geçmiş Yıllara Borçlanma Hakkı Çok Önemli
Teklifin bana göre emeklilik açısından en önemli düzenlemelerinden biri de geçmişte sigortasız geçirilen sürelerin borçlanılabilmesine ilişkin hüküm.
Türkiye’de özellikle geçmiş kuşaklarda çok sayıda kadın evlendikten sonra çalışma hayatından ayrıldı veya hiç sigortalı çalışma imkânı bulamadı.
Bugün 50 veya 60 yaşına yaklaşmış olmasına rağmen birkaç yüz veya birkaç bin gün primi bulunan çok sayıda kadın var.
Teklifte öngörülen geçmişe yönelik borçlanma sistemi yasalaşırsa bu kişilerin bazı geçmiş sürelerini satın alarak prim günlerine ekleyebilmesinin önü açılabilir.
Fakat burada çok önemli bir noktaya dikkat etmek gerekiyor.
Borçlanılan her süre mutlaka sigorta başlangıcını geriye götürmez.
Askerlik borçlanması, doğum borçlanması ve diğer hizmet borçlanmalarında olduğu gibi, düzenlemenin teknik olarak nasıl kaleme alındığı son derece önemlidir.
Dolayısıyla “10 yıl ev kadınlığı yapan herkes 10 yıl erken emekli olacak” şeklinde bugünden bir yorum yapmak doğru olmaz.
Borçlanmanın yalnızca prim gününü mü artıracağı, yoksa belirli durumlarda sigortalılık başlangıcına da etki edip etmeyeceği nihai kanun metni ortaya çıktığında anlaşılacaktır.
Evde Hasta, Engelli veya Yaşlı Bakanlara Ayrı Koruma
Teklif yalnızca klasik anlamdaki ev kadınlığını kapsamıyor.
Evinde yaşlı, hasta, engelli veya sürekli bakıma ihtiyaç duyan bir kişiye bakan vatandaşlarımız açısından da önemli düzenlemeler öngörülüyor.
Bakım veren kişilere sosyal güvenlik hakkı sağlanmasının yanı sıra psikolojik destek, bakım eğitimi, hukuki danışmanlık ve belirli koşullarda geçici bakım desteği verilmesi teklifin dikkat çeken başlıklarından.
Özellikle sürekli bakım veren kişiye yılda belirli süre dinlenebilme imkânı sağlayacak “mola bakımı” anlayışı oldukça önemli.
Çünkü yıllarca yatağa bağımlı bir anneye, babaya, eşe veya çocuğa bakan kişinin de yorulduğunu, sosyal yaşamdan uzaklaştığını ve çoğu zaman kendi çalışma hayatından vazgeçmek zorunda kaldığını görmek gerekiyor.
Sosyal devlet anlayışı yalnızca bakıma muhtaç kişiyi değil, ona yıllarca bakım veren kişiyi de korumalıdır.
Ev Hizmetlerinde Çalışanların Statüsü de Değişebilir
Düzenlemenin ikinci önemli ayağını ise ücret karşılığında başkalarının evlerinde çalışan kişiler oluşturuyor.
Temizlik yapan, çocuk bakan, yaşlı veya hasta bakımında çalışan kişilerin iş hukuku açısından korunması yıllardır tartışılan bir konu.
Teklif, ev hizmetlerinde çalışanların İş Kanunu ve sosyal güvenlik mevzuatı yönünden daha kapsamlı bir korumaya alınmasını hedefliyor.
Uzun süreli çalışmalarda yazılı sözleşme yapılması, çalışma koşullarının belirgin hale getirilmesi, ayrımcılık, şiddet, taciz ve mobbinge karşı koruma sağlanması, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygulanması teklifin önemli başlıkları arasında bulunuyor.
Örneğin yüksek katta pencere temizliği yaptırılan bir çalışana gerekli koruyucu ekipmanın verilmesi veya tehlikeli kimyasal maddelerle çalışırken gerekli önlemlerin alınması artık yalnızca kişinin kendi sorumluluğu olarak görülmeyebilir.
Bu da ev hizmetlerinin “kayıt dışı ve kuralsız çalışma alanı” olmaktan çıkarılması açısından önemli bir yaklaşım olacaktır.
Belediyelere de Yeni Görevler Gelebilir
Teklif yalnızca SGK mevzuatıyla sınırlı değil.
Kreşler, yaşlı bakım merkezleri, bakım evleri ve bakım veren kişilerin kısa süreli olarak destek alabileceği mola hizmetlerinin yaygınlaştırılması konusunda belediyelere de görevler verilmesi öngörülüyor.
Aslında burada çok önemli bir sosyal politika anlayışı var.
Bir kadının çalışma hayatına katılabilmesi için yalnızca ona “çalış” demek yeterli değildir.
Çocuğunu bırakabileceği güvenilir bir kreş yoksa, yaşlı annesine veya babasına bakacak bir sistem bulunmuyorsa ya da ağır engelli bir aile ferdinin bakımını tamamen kendisi üstlenmek zorundaysa, o kişinin çalışma hayatına katılması fiilen mümkün olmayabilir.
Bu nedenle bakım hizmetleri ile kadınların istihdama katılması arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor.
Peki Ev Kadınları Hemen SGK’ya Başvurabilir mi?
Hayır.
Bugün açısından en çok dikkat edilmesi gereken nokta budur.
Ortada henüz yürürlüğe girmiş bir kanun bulunmuyor.
TBMM’ye bir kanun teklifinin verilmiş olması, düzenlemenin yürürlüğe girdiği anlamına gelmez.
Teklifin komisyonlarda görüşülmesi, kabul edilmesi, TBMM Genel Kurulundan geçmesi ve kanunlaşma sürecinin tamamlanması gerekir.
Ayrıca Meclisteki görüşmeler sırasında teklif maddeleri değiştirilebilir, bazı hükümler çıkarılabilir, yeni hükümler eklenebilir veya teklif mevcut haliyle kanunlaşmayabilir.
Bu nedenle sosyal medyada zaman zaman gördüğümüz;
“Ev kadınlarına emeklilik çıktı.”
“Devlet bütün primleri ödeyecek.”
“Geçmiş 20 yıl satın alınabilecek.”
“Ev kadınları artık hemen emekli olacak.”
şeklindeki kesin ifadeler bugün itibarıyla hukuken doğru değildir.
Bugün söylenebilecek doğru ifade şudur:
Ev kadınları, ev emekçileri ve bakım verenlerin sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının genişletilmesini öngören kapsamlı bir kanun teklifi TBMM’ye sunulmuştur; ancak teklif henüz yasalaşmamıştır.
Asıl Beklenmesi Gereken Düzenleme: Uygulama Şartları
Kanun teklifinin yasalaşması halinde biz mali müşavirler ve SGK uygulayıcıları açısından asıl bakacağımız bölümler uygulama maddeleri olacaktır.
Çünkü vatandaş için önemli olan düzenlemenin başlığından çok şu soruların cevabıdır:
Kimler yararlanacak?
Kaç yaşında emekli olunacak?
Kaç gün prim aranacak?
Hazine ne kadar prim ödeyecek?
Geçmiş yıllar için ne kadar borçlanma yapılabilecek?
Bir yıllık borçlanmanın maliyeti ne olacak?
Borçlanma sigorta başlangıcını geriye götürecek mi?
Daha önce SSK veya Bağ-Kur hizmeti bulunanlar sistemden yararlanabilecek mi?
Emeklilik statüsü 4/a mı, 4/b mi olacak?
Son yedi yıllık hizmet veya 1.261 gün hesabına nasıl etki edecek?
İşte vatandaşın gerçek emeklilik hesabını bunların cevabı belirleyecek.
Bu ayrıntılar kesinleşmeden “şu kadar ödeme yaparsanız şu tarihte emekli olursunuz” şeklinde hesaplama yapılmasını doğru bulmuyorum.
Sonuç: Önemli Bir Teklif, Ama Önce Kanunlaşmasını Beklemeliyiz
Ev içerisinde yıllarca karşılıksız emek veren kadınların sosyal güvenlik sisteminin dışında kalması Türkiye’nin uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarından biridir.
Çocuğunu büyüten, ailesinin bakımını üstlenen, hasta veya yaşlı yakınlarına yıllarca bakan bir kişinin emeğinin hiçbir sosyal güvenlik karşılığı bulunmaması haklı olarak tartışılmaktadır.
TBMM’ye sunulan yeni teklif bu açıdan oldukça kapsamlı ve dikkat çekici düzenlemeler içeriyor.
Özellikle primlerin Hazine tarafından karşılanması, ev içi emeğin sigortalılık kapsamında değerlendirilmesi ve geçmiş dönemler için borçlanma imkânı getirilmesi, teklifin yasalaşması halinde emeklilik sisteminde önemli sonuçlar doğurabilir.
Ancak vatandaşlarımızın şu aşamada herhangi bir ödeme yapması, aracı kişilere para vermesi veya “emeklilik başvurusu başladı” şeklindeki ilanlara itibar etmesi doğru değildir.
Önce kanunun çıkmasını, ardından SGK tarafından uygulama usul ve esaslarının açıklanmasını beklemek gerekiyor.
Kanunlaşma gerçekleştiğinde ise en önemli konu, her kişinin kendi sigorta başlangıç tarihi, mevcut prim günü, yaşı ve geçmiş çalışma durumuna göre ayrı ayrı hesaplama yapılması olacaktır.
Kısacası;
Ev kadınları için emeklilikte önemli bir kapı aralanmış durumda. Ancak kapının gerçekten açılıp açılmayacağını ve kimlerin hangi şartlarla içeri girebileceğini Meclisteki kanunlaşma süreci gösterecek.
Not: Yazıda değerlendirilen düzenleme, TBMM 28. Dönem 4. Yasama Yılında 2/3798 esas numarasıyla sunulan kanun teklifine ilişkindir. Yazı tarihi itibarıyla teklif kanunlaşmamış olup komisyondadır.
kaynak: ekonomim.com
Benzer Yazılar
-
Ev Kadınlarına Emeklilikte Yeni Bir Kapı mı Açılıyor? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
2027 Yılında Uygulanacak Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi: Emlak Vergisi Genel Tebliği Seri No: 90 / Şenol DÖNDER – SMMM
-
7589 Sayılı Kanun Neler Getirdi? Değişiklikler ve Yürürlük Tarihleriyle Ayrıntılı Açıklama / ŞENOL DÖNDER – SMMM
-
Akaryakıt ve LPG Sektöründe Teminat Uygulaması Değişti: 594 Sıra No.lu Tebliğ Ne Getiriyor? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
7582 Sayılı Kanunla Vergi Mevzuatında Yeni Dönem: Varlık Bildirimi, Yurt Dışı Kazanç İstisnası ve Kurumlar Vergisi Değişiklikleri/ Şenol DÖNDER – SMMM
-
VERGİ DAİRESİNE OLAN BORÇLARIN DÜŞÜK ORANLI TECİL FAİZİ İLE TAKSİTLENDİRİLMESİ/ Şenol DÖNDER – SMMM
-
7582 Sayılı Kanun Ne Getiriyor? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
İnşaat Maliyetinin Asgari İşçilik Uygulamasında Neler Değişti? / Şenol DÖNDER – SMMM
-
Elektronik Genel Kurul Sistemlerinde Yeni Başvuru Süreci ve Şirketler Açısından Değerlendirilmesi / Şenol DÖNDER – SMMM
-
Vergi Teşviklerinde Kartlar Yeniden Dağıtılıyor. / Erol ÇEMBER – YMM
-
2026/13 SAYILI SGK GENELGESİ İLE ANALIK İŞ GÖREMEZLİK SÜRELERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER / Şenol DÖNDER – SMMM
-
VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 593) NE GETİRİYOR? / Şenol DÖNDER – SMMM