Ana Sayfa GENEL 8 Ocak 2021 64 Görüntüleme

Yargıtay Kararına Göre Sigorta Piriminin Yatırılmadığını Öğrenen Bir İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir.

Karar İçeriği
9. Hukuk Dairesi         2009/24286 E.  ,  2010/74 K.

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ile hafta tatili ücretinin ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, hafta tatili ücretleri ve fazla mesai ücretinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ve hafta tatili ücretinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının başka bir işyerinde iş bulması nedeniyle işten ayrıldığını, işyerinde haftanın 6 günü çalışıldığını, davacının hafta tatili ve kıdem tazminatına hak kazanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece iş müfettişi tutanağının aksinin kanıtlanmadığı, davacının hafta tatilinde çalıştırıldığını ispat edemediği, davacı tarafça sunulan belgelerde işyerine ait belge niteliği kazandıracak herhangi bir imzanın bulunmadığı, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı neden olmadan feshedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı işçinin hafta tatilinde çalıştırılıp çalıştırılmadığı, ücretinin ödenip ödenmesi ve iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. Yine İş Kanununu da, 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14. maddesinde öngörüldüğü gibi ücretin peşin ödeneceği öngörülmemiştir. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı İş Kanunu döneminde bunun dışında toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla Borçlar Kanununun 81. maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceğini kabul edilmekteydi. 4857 sayılı İş Kanununda ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin 20 gün içinde ödenmemesi durumunda işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş ve bunun toplu bir nitelik kazanması durumunda dahi, kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır.
İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkânı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir. 4857 sayılı İş Kanununun 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, primi, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkânı verir (Yargıtay 9.HD. 16.7.2008 gün 2007/ 22062 E, 2008/ 16398 K.).
İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin ücretinin bir kısmını İş Kanununun 33. maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Bireysel iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ayni yardımların yerine getirilmemesi de (erzak yardımı, kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin haklı fesih imkânı kabul edilmelidir.
İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi işçinin sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır.
Somut olayda davacı hafta tatili ve fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini yazılı olarak işverene bildirmiştir. İş müfettişi tarafından 10.5.2007 tarihinde işyerinde yapılan mutad inceleme sırasında işveren vekili işyerinde haftanın 6 günü çalışıldığını, işçilerin hafta tatillerini Pazar günü veya hafta içi kullandıklarını belirtmiştir. Dinlenen davacı tanıkları daha önce hafta tatilleri kullandırılırken, 2007 yılı Nisan ayından itibaren hafta tatillerinde çalıştırıldıklarını, ücretlerinin de ödenmediğini açıklamışlardır. İş müfettişi tarafından düzenlenen tutanak işveren vekilinin beyanına göre düzenlenmiş olup sadece müfettiş ile işveren vekilinin imzasını taşımaktadır. Böyle bir tutanağın işveren lehine yazılı bir delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, davacı müfettiş tutanağının düzenlendiği tarihten sonraki dönem için hafta tatillerinde çalıştırıldığını ileri sürmüştür. Mevcut olgulara göre davacının 2007 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında hafta tatillerinde çalıştırıldığı sonucuna varılmaktadır. Böyle olunca, davacıya hafta tatillerinde zamlı ücret ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre hafta tatili ücreti ile kıdem tazminatı isteğinin hüküm altına alınması gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar