Ana Sayfa GENEL 13 Nisan 2021 795 Görüntüleme

Kurumlar Vergisinde Gözden Geçirilme İhtiyacı

Nisan ayı kurumlar için yıllık beyanname dönemi. Bu nedenle ben de belli bir konu yerine, kanunun geneline bir bakış yapıp, daha başarılı bir uygulama için neler yapılması gerektiğine değineyim dedim.

2006 yılında 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun yerini 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu aldı. O günden bu yana yaklaşık 15 yıl geçti. Kanunun birçok hükmü başarı ile yaşama aktarıldı. Ama bazı hükümleri aynı başarıyı sağlayamadı. Bu başarıyı sağlayamama bazı noktalarda idarenin anlayış ve tutumundan bazı noktalarda ise çelişkili içtihatlardan kaynaklandı. Özellikle transfer fiyatlandırması veya örtülü sermaye gibi bazı düzenlemeler ise şirketler dünyasında sıkıntılara yol açtı.

Pek çok temel kanun, Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu veya İhale Kanunu gibi temel kanunlar, günümüze kadar pek çok değişiklik geçirirken, onlara nazaran 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu – hükümetlerin izlediği politikalara göre istisna düzenlemesi ekleyen değişiklikler bir kenara bırakılırsa – çok az değişiklik geçirmiştir. Bu açıdan bakılırsa başarılı bir kanundur. Başarılı olmasını biraz da “ortak aklın” eseri olarak geniş katılımlı bir komisyon çalışmasına dayalı şekilde Vergi Konseyi tarafından hazırlanmasına borçludur. Bu çalışmaya, Tasarı üzerinde son söz sahibi olan Maliye Bakanlığı pek az müdahale etmiş ve öylece Meclise sunulmuştur.

Ancak tabii ki, pandemi süreci, siyasal/ekonomik politikalardaki gelişmeler, teknoloji dünyasındaki ilerlemeler ve bunları yansıtan iş dünyası aktörlerindeki yapısal değişimler, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun da gözden geçirilmesi gerekli kılmaktadır.

Kanunun en başarısız uygulama örnekleri ise transfer fiyatlandırması düzenlemesi ile gerek transfer fiyatlandırması gerekse örtülü sermaye düzenlemelerinin düzeltme hükümleri ile bu düzenlemelerin KDV’ye yansıması alanında oluşmuştur. Kurumlar Vergisi Kanununda söz konusu düzenlemelerin birer vergi güvenlik önlemi olduklarına dair bir nitelendirmeye yer verilmemiş olması bu sorunları körüklemiştir. Öte yandan düzeltme hükümleri sonucu elde ettiği gelir kâr payı olarak kabul edilen kurumların, bu geliri elde ettiğinde kurumda ortaklık payının olmadığı hallerde iştirak kazancı istisnası dışında kalmalarının yasal düzenlemeyle önüne geçilmesi gerekmektedir.

Makalenin Tamamı İçin Buraya Tıklayınız

Kaynak: Bumin Doğrusöz – https://www.dunya.com

.

Yorumlar