Ana Sayfa Yazılar 2.07.2026 55 Görüntüleme

7582 Sayılı Kanunla Vergi Mevzuatında Yeni Dönem: Varlık Bildirimi, Yurt Dışı Kazanç İstisnası ve Kurumlar Vergisi Değişiklikleri/ Şenol DÖNDER – SMMM

Giriş

04 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile vergi mevzuatı, kamu alacaklarının tahsili, yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar, kurumlar vergisi oranları, nitelikli hizmet merkezleri, varlık bildirimi ve bazı girişimcilik uygulamaları bakımından önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Söz konusu Kanun, farklı kanunlarda değişiklik yapmakla birlikte özellikle mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu artırmayı, bazı stratejik faaliyetleri desteklemeyi, yurt dışı bağlantılı kazançların Türkiye’ye transferini teşvik etmeyi ve kayıt dışı kalan bazı varlıkların sisteme dahil edilmesini amaçlayan hükümler içermektedir.

Bu yazımızda 7582 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeleri sade ve anlaşılır bir şekilde başlıklar halinde açıklıyoruz.

1. Kamu Alacaklarında Tecil Süresi 72 Aya Çıkarıldı

Kanunun 1. maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48. maddesinde değişiklik yapılmıştır.

Yapılan düzenlemeyle daha önce azami 36 ay olarak uygulanan tecil süresi 72 aya çıkarılmıştır. Böylece kamu borçlarını ödeme güçlüğü içinde bulunan borçlular için daha uzun vadeli ödeme imkânı sağlanmıştır.

Ayrıca teminatsız tecil uygulamasına konu edilecek alacak tutarı da artırılmıştır. Kanun metninde daha önce yer alan 50.000 TL tutarındaki sınır, 1.000.000 TL olarak değiştirilmiştir.

Bu düzenleme özellikle vergi, resim, harç, ceza ve benzeri kamu borçlarını ödemekte zorlanan mükellefler açısından önemlidir. Tecil süresinin 72 aya çıkarılması, borçların daha uzun vadede yapılandırılması ve işletmelerin nakit akışının korunması bakımından olumlu bir düzenleme olarak değerlendirilebilir.

2. Türkiye’ye Yerleşen Gerçek Kişiler İçin Yurt Dışı Kazanç ve İrat İstisnası

Kanunun 4. maddesi ile Gelir Vergisi Kanununa mükerrer 20/D maddesi eklenmiştir. Bu maddeyle Türkiye’ye sonradan yerleşen gerçek kişiler için önemli bir gelir vergisi istisnası getirilmiştir.

Düzenlemeye göre Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna olacaktır.

Bu istisnanın uygulanabilmesi için temel şartlar şunlardır:

Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâh bulunmamalıdır.

Bu üç yıllık dönemde Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmamalıdır.

İstisna yalnızca Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlar için geçerlidir.

İstisna süresi 20 yıldır.

Bu kapsamda elde edilen yurt dışı kazanç ve iratlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek; başka gelirler nedeniyle beyanname verilse dahi bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.

Ancak istisna kapsamındaki kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, Türkiye’de vergiye tabi diğer kazançların tespitinde dikkate alınmayacaktır. Ayrıca bu gelirler nedeniyle yabancı ülkelerde ödenen vergiler, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemeyecektir.

Şartların sonradan taşınmadığının tespit edilmesi halinde ise tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılacaktır. Bu nedenle istisnadan yararlanacak kişilerin şartları dikkatle değerlendirmesi gerekmektedir.

3. Veraset Yoluyla Mal İntikalinde Yüzde 1 Vergi Oranı

Kanunun 2. maddesi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununda değişiklik yapılmıştır.

Buna göre Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20/D maddesi kapsamında yurt dışı kazanç ve irat istisnasından yararlanan kişilerden, bu istisna süresi içinde veraset yoluyla mal intikali gerçekleşirse, veraset ve intikal vergisi oranı yüzde 1 olarak uygulanacaktır.

Bu düzenleme, Türkiye’ye yerleşen ve 20 yıllık yurt dışı kazanç ve irat istisnasından yararlanan gerçek kişiler bakımından veraset yoluyla gerçekleşen mal intikallerinde düşük oranlı bir vergilendirme imkânı getirmektedir.

4. Çalışanlara Verilen Pay Senetlerinde İstisna Sınırı ve Elde Tutma Süreleri Değiştirildi

Kanunun 3. maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 17. maddesinde değişiklik yapılmıştır.

Bu düzenleme, çalışanlara bedelsiz veya indirimli olarak verilen pay senetlerine ilişkin ücret istisnası uygulaması bakımından önemlidir. Yapılan değişiklikle istisna üst sınırı, ilgili yıldaki brüt ücret tutarının iki katı olarak belirlenmiştir.

Ayrıca bu şekilde iktisap edilen pay senetlerinin elde tutulma süreleri de kısaltılmıştır.

Bu düzenleme özellikle start-up şirketleri, teknoloji girişimleri ve çalışanlarına pay bazlı menfaat sağlayan şirketler bakımından önem taşımaktadır. Çalışanlara şirket payı verilmesi uygulaması, nitelikli personelin şirkete bağlılığını artırmak ve çalışanları şirketin büyümesine ortak etmek amacıyla kullanılmaktadır.

Yeni düzenleme ile istisna sınırının ve elde tutma sürelerinin yeniden belirlenmesi, uygulamanın daha cazip ve işlevsel hale getirilmesini amaçlamaktadır.

5. Nitelikli Hizmet Merkezi Kavramı Getirildi

Kanunun 6. maddesi ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununa “Nitelikli Hizmet Merkezi” başlıklı ek madde eklenmiştir.

Nitelikli hizmet merkezi; en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna yönelik hizmet sunmak ve Kanunda belirtilen faaliyetleri yapmak üzere kurulan, yıllık hasılatının en az yüzde 80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde eden sermaye şirketlerini ifade etmektedir.

Bu merkezlerin sunabileceği hizmetlerden bazıları şunlardır:

Finansal danışmanlık,

Stratejik yönetim danışmanlığı,

Risk yönetimi,

Nakit ve likidite yönetimi,

Fonlama ve borçlanma işlemleri,

Yatırım ve sermaye yapısı planlaması,

Bütçeleme,

Finansal raporlama ve analiz,

Uluslararası muhasebe ve uyum,

Denetim,

Dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı,

Yatırım ve veri analizi,

Marka yönetimi,

İnsan kaynakları ve eğitim hizmetleri,

Satış, satış sonrası destek ve teknik destek faaliyetlerine ilişkin koordinasyon,

Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ilişkin koordinasyon,

Dış tedarik ve ürün test süreçlerinin yönetimi.

Bu düzenleme ile Türkiye’nin uluslararası şirketler için bölgesel yönetim, finans, teknoloji, insan kaynakları ve operasyon merkezi haline getirilmesi amaçlanmaktadır.

6. Nitelikli Hizmet Personeline Ücret İstisnası

Kanunun 5. maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 23. maddesine yeni bir bent eklenmiştir.

Buna göre Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında tanımlanan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin belirli bir kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Genel kural olarak bu personelin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna olacaktır. Ancak bazı özel bölgelerde ve İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri açısından bu sınır brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanabilecektir.

Bu düzenleme, nitelikli insan kaynağının Türkiye’de istihdam edilmesini teşvik eden önemli bir vergi avantajıdır.

7. Transit Ticaret ve Yurt Dışı Mal Alım Satımı Kazançlarında İndirim

Kanunun 7. maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 10. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi yeniden düzenlenmiştir.

Buna göre yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden sağlanan kazançların yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecektir.

Ancak bu indirimden yararlanılabilmesi için bazı şartlar bulunmaktadır:

Kazancın, ilgili hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi gerekir.

Aracılık faaliyetine konu malların satıcısı ve alıcısı Türkiye’de olmamalıdır.

Bu düzenleme, transit ticaret ve uluslararası mal alım satım aracılığı faaliyetleri yürüten şirketler için önemli bir teşvik niteliğindedir.

8. Nitelikli Hizmet Merkezlerinin Yurt Dışı Kazançlarına Yüzde 95 İndirim

Kanunun 7. maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 10. maddesine yeni bir bent eklenmiştir.

Buna göre Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecektir.

Bu indirimden yararlanmak için kazancın, ilgili hesap dönemine ait yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi gerekmektedir.

İndirim, nitelikli hizmet merkezinin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren 20 hesap dönemi boyunca uygulanacaktır.

Bazı endüstri bölgeleri ve İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri bakımından indirim oranı yüzde 100 olarak uygulanabilecektir.

9. Üretim ve Zirai Üretim Kazançlarında Kurumlar Vergisi Oranı Yüzde 12,5 Oldu

Kanunun 8. maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 32. maddesinin sekizinci fıkrası değiştirilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre sanayi sicil belgesine sahip olan ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların, yalnızca üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı yüzde 12,5 olarak uygulanacaktır.

Aynı şekilde zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların, yalnızca bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına da yüzde 12,5 kurumlar vergisi oranı uygulanacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, indirimli oranın tüm kurum kazancına değil, sadece üretim veya zirai üretim faaliyetlerinden elde edilen kazanca uygulanacak olmasıdır.

Örneğin bir şirket hem üretim faaliyeti hem ticari alım satım faaliyeti yapıyorsa, yüzde 12,5 oran yalnızca üretim faaliyetinden elde edilen kazanca uygulanacaktır. Diğer kazançlar genel kurumlar vergisi oranına tabi olacaktır.

Bu düzenleme 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yürürlüğe girmektedir.

10. Varlık Bildirimi Düzenlemesi Getirildi

Kanunun en dikkat çeken düzenlemelerinden biri de Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen Geçici Madde 19 ile getirilen varlık bildirimi uygulamasıdır.

Bu düzenleme ile hem yurt dışında bulunan bazı varlıkların Türkiye’ye getirilmesi hem de Türkiye’de bulunmakla birlikte kanuni defter kayıtlarında yer almayan bazı varlıkların kayda alınması amaçlanmaktadır.

10.1. Yurt Dışı Varlıklar

Gerçek veya tüzel kişilerce yurt dışında bulunan aşağıdaki varlıklar 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir:

Para,

Altın,

Döviz,

Menkul kıymet,

Diğer sermaye piyasası araçları.

Yurt dışı varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda bildirimi yapan kişiler adına açılan hesaplara transfer edilmesi gerekir.

Yurt dışından fiziki olarak getirilen varlıkların ise bu hesaplara yatırılması ve yurda getirildiğinin Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkin belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.

10.2. Yurt İçi Varlıklar

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan aşağıdaki varlıklar da 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir:

Para,

Altın,

Döviz,

Menkul kıymet,

Diğer sermaye piyasası araçları.

Yurt içi varlıkların bildirilebilmesi için bu varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.

Burada önemli bir husus bulunmaktadır: Düzenleme taşınmaz, arsa, bina, taşıt veya emtia gibi varlıkları kapsamamaktadır. Kanunda sayılan varlıklar para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıdır.

11. Bildirilen Varlıkların Deftere Kaydı ve Özel Fon Hesabı

Kanuna göre yurt dışı veya yurt içi varlık bildirimi kapsamında bildirilen varlıklar, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilecektir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu varlıklar için pasifte özel fon hesabı açacaktır.

Bu özel fon hesabı için dikkat edilmesi gereken kurallar şunlardır:

Fon hesabı, bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmeden işletmeden çekilemez.

Sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz.

İşletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmez.

İki yıl geçtikten sonra, vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmadan işletmeden çekilebilir.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecektir.

Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacaktır.

12. Gelir veya Kurumlar Vergisi Mükellefiyeti Bulunmayanlar da Yararlanabilecek

Kanuna göre gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler de bu düzenlemeden yararlanabilecektir.

Bu kişilerin yurt dışındaki varlıklarını süresi içinde Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını ise bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırarak tevsik etmeleri gerekmektedir.

Bu durumda bilanço esasına göre defter kaydı veya özel fon hesabı gibi şartlar aranmayacaktır.

13. Varlık Bildiriminde Vergi Oranı

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklar üzerinden bildirim sahibinden yüzde 5 oranında vergiyi peşin olarak tahsil edecektir.

Tahsil edilen vergi, bildirimi izleyen ayın 15. günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.

Ancak Kanunda önemli bir indirimli oran sistemi de yer almaktadır. Bildirilen varlıkların belirli yatırım araçlarında belirli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı düşmektedir.

Buna göre bildirilen varlıkların;

En az 5 yıl tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı yüzde 0,

En az 4 yıl tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı yüzde 1,

En az 3 yıl tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı yüzde 2,

En az 2 yıl tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı yüzde 3,

En az 1 yıl tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı yüzde 4

olarak uygulanacaktır.

Bu indirimli oranlardan yararlanılabilmesi için bildirilen varlığın vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulmasının taahhüt edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca 01 Ocak 2027 tarihinden 31 Temmuz 2027 tarihine kadar yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım uygulanacaktır. Bildirim süresi Cumhurbaşkanı tarafından uzatılırsa, uzatılan dönemde yapılacak bildirimlerde ilave yarım puan daha artışla toplamda 1 puan artırımlı oran uygulanacaktır.

Bu kapsamda verilecek taahhütnamelerden damga vergisi alınmayacaktır.

14. Bildirilen Varlıklar Nedeniyle Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmayacak

Varlık bildirimi düzenlemesinin en önemli sonucu, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasıdır.

Ancak bunun için Kanunda belirtilen şartlara uyulması gerekir. Bildirilen varlıkların süresinde Türkiye’ye getirilmesi, banka veya aracı kurumlara yatırılması, vergisinin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen şartlara uyulması önemlidir.

Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemelerinde veya takdir komisyonu kararlarında bulunan matrah farkının, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespit edilmesi ve bildirilen varlık tutarının matrah farkına eşit veya fazla olması halinde bu matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmayacaktır.

Ancak matrah farkı bildirilen varlık tutarından fazla ise sadece aradaki fark üzerinden tarhiyat yapılacaktır.

Buna karşılık, vergi incelemesi sonucunda bildirilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı bulunursa, bildirilen tutarlar bu matrah farkından mahsup edilemeyecektir.

15. Şartlara Uyulmaması Halinde Koruma Hükmünden Yararlanılamaz

Kanunda belirtilen şartlara uyulmaması halinde, bildirilen varlıklara ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamasına yönelik korumadan yararlanılamayacaktır.

Bu kapsamda özellikle şu durumlara dikkat edilmelidir:

Yurt dışı varlıkların süresinde Türkiye’ye getirilmemesi,

Yurt dışı varlıkların Türkiye’deki banka veya aracı kurum hesabına aktarılmaması,

Yurt içi varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmaması,

Tahakkuk eden verginin süresinde ödenmemesi,

Taahhüt edilen elde tutma sürelerine uyulmaması,

Kanunda yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi.

Bu hallerde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil edilecektir.

Ayrıca bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamayacaktır.

16. Ar-Ge ve Girişimcilik Alanında Yeni Düzenlemeler

Kanunun 11. maddesi ile 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanuna yeni fıkralar eklenmiştir.

Buna göre Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca verilen teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin, paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayanarak yapacakları şarta bağlı sermaye artırımlarında Türk Ticaret Kanununun şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.

Bu düzenleme, özellikle erken aşama teknoloji girişimlerinin yatırım ve finansmana erişimini kolaylaştırmayı hedeflemektedir.

Ayrıca 4691 sayılı Kanun kapsamında kuluçka girişimcisi olmaya hak kazanmış girişimciler tarafından kurulacak ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenecek dijital şirket tanımına uygun şirketler, kuruluş tarihinden itibaren üç yıla kadar oda ve borsa ücretleri ile aidat ödemelerinden muaf tutulacaktır.

Bu düzenleme, yeni kurulan dijital girişimlerin erken dönem maliyetlerini azaltmak açısından önemlidir.

17. İstanbul Finans Merkezi Düzenlemeleri

Kanunun 12. ve 13. maddeleriyle İstanbul Finans Merkezi Kanununda da değişiklik yapılmıştır.

Yapılan düzenlemelerle İstanbul Finans Merkezi kapsamında yer alan bazı istisna ve teşviklerin uygulama süresi genişletilmiş, nitelikli hizmet merkezleriyle ilgili bazı istisna uygulamalarının çakışmaması için düzenleme yapılmıştır.

Özellikle nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan ve Gelir Vergisi Kanununun 23. maddesindeki ücret istisnasından yararlanan personel bakımından, İstanbul Finans Merkezi Kanunundaki başka bir ücret istisnasıyla çifte yararlanmanın önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

18. Yürürlük Tarihleri

Kanunun yürürlük maddesinde farklı düzenlemeler için farklı yürürlük tarihleri belirlenmiştir.

Buna göre;

Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için gelir vergisi istisnasına ilişkin düzenleme, 01 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Transit ticaret kazanç indirimi ve nitelikli hizmet merkezi kazanç indirimi düzenlemeleri, 01 Temmuz 2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Üretim ve zirai üretim kazançlarında yüzde 12,5 kurumlar vergisi oranı, 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir.

Diğer maddeler ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Sonuç

7582 sayılı Kanun, vergi mevzuatında çok yönlü ve önemli değişiklikler getirmiştir. Kanunla kamu alacaklarında tecil süresi uzatılmış, Türkiye’ye yerleşen gerçek kişiler için yurt dışı kazanç ve irat istisnası düzenlenmiş, nitelikli hizmet merkezleri için yeni teşvikler getirilmiş, transit ticaret ve yurt dışı hizmet gelirleri bakımından önemli kurumlar vergisi indirimleri sağlanmış, üretim ve zirai üretim kazançlarında indirimli kurumlar vergisi oranı belirlenmiş ve varlık bildirimi uygulaması yeniden düzenlenmiştir.

Özellikle varlık bildirimi düzenlemesi, hem yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesi hem de yurt içinde bulunmakla birlikte kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının kayıt altına alınması bakımından dikkatle değerlendirilmelidir.

Mükelleflerin bu düzenlemelerden yararlanmadan önce şartları, süreleri, bildirim usullerini, defter kayıtlarını, özel fon hesabı zorunluluğunu, vergi oranlarını ve taahhüt şartlarını dikkatle incelemeleri gerekir.

Bu nedenle 7582 sayılı Kanun kapsamındaki düzenlemelerden yararlanmak isteyen mükelleflerin, işlem yapmadan önce mali müşavirleri veya vergi danışmanları ile birlikte durumlarını özel olarak değerlendirmeleri önem taşımaktadır.

kaynak: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260604-1.htm

Hazır Site by Uzman Tescil