Ana Sayfa GENEL 17 Şubat 2021 46 Görüntüleme

Yargıtay Kararı : 4857 Sayılı İş Kanunu’nda ise Ücret Daha Fazla Güvence Altına Alınmış Ve İşçi Ücretinin Yirmi Gün İçinde Ödenmemesi Durumunda, İşçinin İş Görme Edimini Yerine Getirmekten Kaçınabileceği Açıkça Düzenlenmiş, Toplu Bir Nitelik Kazanması Halinde Dahi Bunun Kanun Dışı Grev Sayılamayacağı Kurala Bağlanmıştır.

Karar İçeriği
9. Hukuk Dairesi         2016/34367 E.  ,  2019/8748 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 21/10/2010-04/10/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, mesaisinin haftanın 6 günü 07:30 ila 23:30 saatleri arasında olduğunu, mesainin dini ve milli bayramlar da değişiklik olmaksızın aynı şekilde devam ettiğini, davalı işveren tarafından müvekkiline almaya hak kazandığı fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini, müvekkilinin iş akdini hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin kullanmadığı yıllık izin karşılığı ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının hak edipte ödenmeyen işçilik alacağının bulunmadığını, mesaisinin hafta içi 08:00 ila 17:00 saatleri arasında olduğunu, cumartesi veya pazar günleri ise nöbet usulü ile çalışıldığını, ayrıca davacının iş sözleşmesinde fazla mesainin ücrete dahil olduğuna dair hüküm bulunduğunu, fazla mesai ile genel tatil çalışmalarının bordrolarda tahakkuk ettirilip davacıya ödendiğini, davacının iş akdini haklı bir neden bulunmaksızın istifa etmek suretiyle sona erdirdiğini, yıllık izinlerini kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle 4857 sayılı yasanın 24/2-e maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiği gerekçesi ile toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil alacak talepleri ret, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti ise kabul edilmek suretiyle, dava kısmen kabul edilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.).
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24’üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.).
İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33’üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.).
Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında iş sözleşmesinin davacı tarafından fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödenmemesi gerekçe gösterilerek feshedildiği ve aylık ücretin miktarı konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Hükme esas raporu hazırlayan bilirkişi tarafından işyeri giriş-çıkış kayıtları ile bordrolardaki tahakkuklar doğru bir şekilde birlikte değerlendirilerek davacının ödenmemiş fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Nitekim mahkemece de bu alacak talepleri reddedilmiştir. Bu hale göre, fesih tarihi itibariyle davacının muaccel hale gelen ve ödenmeyen bir alacağı bulunduğu ispat edilmediğinden, davacı feshinin haksız olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, mahkemece davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 15/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar